Cheon Seon-Ran Dokuz kitap yorumu
Teyzesiyle yaşayan Dokuz bir gün bitkilerin sesini duyduğunu fark eder. Ancak bununla nasıl başa çıkacağını bilemez.
İki yıl önce Wonwoo Park adında bir genç kaybolur. Kaçtı mı yoksa öldü mü kimse tarafından bilinmezken Dokuz kendini bu hikayenin ortasında buluverir. Daha kendisini yeni yeni keşfeden Dokuz, onca bilinmezliğin arasında Wonwoo’nun neden sırra kadem bastığını araştırır. Ve biz de Dokuz ve arkadaşlarının gizem dolu yolculuklarına eşlik ederiz.
Düşündüğümden çok daha farklı çıktığını söylemeden geçemeyeceğim. Daha soft, tatlı bir hikaye bekliyordum. Bu yüzden kurguya hakim olmam, karakterlerden biri gibi hissetmem çok uzun sürdü. Hatta bir süre ara vermek durumunda bile kaldım. Tekrar başladığımdaysa hikaye bana kollarını açmıştı. Tek zorlandığım isimlerdi. Cinsiyet tahmini yapmak, ya da ismi geçen karakter hangisiydi diye düşünmek beni epey zorladı. Bir şekilde çözdüm çok şükür.
Kore edebiyatından galiba bu kadar derin bir hikaye beklemiyordum. Daha tatlı olan k-dramaları tercih ettiğim için kitabın da öyle ilerleyeceğini düşündüm. Bu da benim ayıbım olsun.
Konunun işlenişi gerçekten çok başarılıydı. Hikayede hiçbir kopukluk yoktu ve her sayfa amaca hizmet ederek yazılmıştı. Karakterlerin her biriyle empati yapmaktan ağlayacaktım artık. Konusu zaten ağlatmaya çok müsait onu bilerek başlayın. Dokuz ve arkadaşlarının hikayesi, iletişimleri beni o kadar duygulandırdı ki kalbimde küçük filizlerden oluşan bir yumak var.
Tek merak ettiğim bir şey var bu kitap bir serinin ilk kitabı mı? Lütfen öyle olsun