o kadar zor bir kitaptı ki...
kimin önerisiyle aldım hatırlamıyorum ama çok yükseldiğim bir kitaptı ama en baştan hayal kırıklığı oldu.
Yazarın genel bir amacı var ve kendi değimiyle de ''şişman'' insanların ne kadar zorluğa maruz kaldığını, zorbalığa uğradıklarını ve onları oldukları gibi sevecek insanlara ihtiyaç duyduklarını anlatmak istemiş belki de. Evet müthiş, üzerine değinilmesi gereken bir konu ve güzel yazılırsa da 10/10 olacak bir kitap. Ne yazık ki yazar bunu başaramamış. Sürekli her sayfada bunu okuyorsunuz, sürekli gözünüze zorla sokuluyor. hikayenin gidişatına uygun olarak da değildi bu.
Ana karakterimiz birçok travması olan tatlış bir kızdı ama çok agresifti. Ana erkek
Spoiler Alert karaktere davranışı adaletsizdi. Aldığı yaralardan kaynaklı otomatik yaptığı davranışlardı ama onu haklı çıkarmıyordu. Galiba en çok kitapta buna sinirlendim.
bir de smut sahnelerin beni bu kadar rahatsız edeceğini düşünmüyordum. Son sayfalarda kitap güzel toparlanmıştı ama 300 sayfa boyunca okumakta zorlanınca bir anlamı kalmıyor.
ilk defa bir kitabı yarım bırakmayı düşündüm. Benim için kötü bir deneyimdi.
Cheon Seon-Ran Dokuz kitap yorumu
Teyzesiyle yaşayan Dokuz bir gün bitkilerin sesini duyduğunu fark eder. Ancak bununla nasıl başa çıkacağını bilemez.
İki yıl önce Wonwoo Park adında bir genç kaybolur. Kaçtı mı yoksa öldü mü kimse tarafından bilinmezken Dokuz kendini bu hikayenin ortasında buluverir. Daha kendisini yeni yeni keşfeden Dokuz, onca bilinmezliğin arasında Wonwoo’nun neden sırra kadem bastığını araştırır. Ve biz de Dokuz ve arkadaşlarının gizem dolu yolculuklarına eşlik ederiz.
Düşündüğümden çok daha farklı çıktığını söylemeden geçemeyeceğim. Daha soft, tatlı bir hikaye bekliyordum. Bu yüzden kurguya hakim olmam, karakterlerden biri gibi hissetmem çok uzun sürdü. Hatta bir süre ara vermek durumunda bile kaldım. Tekrar başladığımdaysa hikaye bana kollarını açmıştı. Tek zorlandığım isimlerdi. Cinsiyet tahmini yapmak, ya da ismi geçen karakter hangisiydi diye düşünmek beni epey zorladı. Bir şekilde çözdüm çok şükür.
Kore edebiyatından galiba bu kadar derin bir hikaye beklemiyordum. Daha tatlı olan k-dramaları tercih ettiğim için kitabın da öyle ilerleyeceğini düşündüm. Bu da benim ayıbım olsun.
Konunun işlenişi gerçekten çok başarılıydı. Hikayede hiçbir kopukluk yoktu ve her sayfa amaca hizmet ederek yazılmıştı. Karakterlerin her biriyle empati yapmaktan ağlayacaktım artık. Konusu zaten ağlatmaya çok müsait onu bilerek başlayın. Dokuz ve arkadaşlarının hikayesi, iletişimleri beni o kadar duygulandırdı ki kalbimde küçük filizlerden oluşan bir yumak var.
Tek merak ettiğim bir şey var bu kitap bir serinin ilk kitabı mı? Lütfen öyle olsun
16, yüzyılda geçen Yahudi bir genç kız ile Hıristiyan bir ressamın yollarının kesişmesiyle başlıyor hikayemiz. Hıristiyanların zulmünde kurtarılmış Esther adındaki yahudi kızımız bir katolik kilisesine asılacak tabloya modellik etmektedir. Ressamımızın farklı bakış açısıyla çıkılan bu resim yolculuğuna biz de eşlik ediyoruz.
Stefan Zweig’ın akıcı ve merak uyandırıcı yazımına hayran biri olarak kesin seve
Hayatın Mucizeleri ceğime emin bir şekilde başladım. İlk başta kitaba odaklanmakta zorluk yaşasam da yazar tabiki de bizi şaşırtmadı ve güzel yazım tarzıyla bizi hikayenin içine çekti.
Psikolojik gel gitleri çok fazla olan bu kitabın sizi biraz tetikleme ihtimalini göz önünde bulundurabilirsiniz. Şahsen son sayfalarda ben o kadar çok yıkıldım ki kitaptan tokat yemiş gibiydim. Her zamanki gibi kitaplar insanlarda farklı bir etki bırakır. Son sayfalarda benim yıkılma sebebim bambaşka olabilir, aynı da olabilir.
Okuyan arkadaşlarımın yorumlarını heyecanla bekliyorum
Sonsuz Mutluluklar
Her şey bir mektupla başladı. Sadie yazın ortasında küçük bir kızdan Noel Baba'ya yazılmış bir mektup geleceğini hiç tahmin etmemişti.
Sadie’nin Çalıştığı derginin dilek köşesi için Birdie isminde bir tatlış mektup yollamıştı. Sadie ise bu dilekler karşısında kayıtsız kalamadı. Birkaç dileği yerine getirmekten ne çıkardı ki. Ancak bu istekleri yapmayı bırakması gerekirken daha da içine çekildi. Bekar babasıysa bu işi daha çok zorladı. Sadie yine de onları bırakamayacak gibiydi Birdie ile arasında bir şeyler dduğuna inanıyordu..
Arkadaşlar! Kitabın adı kesinlikle yanlış yazılmış “TESADUF" olması gerekiyordu. Şimdi bekar tropu garip mi gelecek sevecek miyim emin olamamıştım. ilk başta hiç rahat hissetmedim Okurken sürekli bitsin kafasındaydım.
Daha sonrasında olaylar biraz çözülmeye ve komedi kısmı ağır basmaya başlayınca çok tatlı oluyor. Ama yinede bu kitapta beni rahatsız eden şeyler vardı. Biraz bahsetmeye çalışacağım ama spoiler olabilir dikkat.
Öncelikle karakterler mükemmeldi ve bu normal bir şey mi bilemiyorum. Özellikle Sadie çok fazla mükemmeldi. Evet eskiden mükemmel karakterler daha çok sevilirdi. Ama şu an "gercek bir insana “ yakın karakterler okumak daha hoş oluyor. Bir de her şey BU KADAR TESADÜF olabilir mi bilemiyorum.
Bunlar beni bir tık rahatsız eden kısımlardı yine de kafa k dağıtmalık guzel bir kitap olduğunu düşünüyorum
Güzel bir romantik kitaptı açıkçası. Yavaş ilerleyen bir aşk hikayesi gibiydi( yazar burda slowburn demeye çalışıyor)
Çerezlik, eğlenceli birkitaptı ve hayata tutunma macerası okuyor gibi hissettim.
Bence çok beklenti olmadan. Okunabilecek bir kitap