Penelope Ward

Penelope Ward

Yazar
7.5/10
53 Kişi
·
98
Okunma
·
0
Beğeni
·
361
Gösterim
Adı:
Penelope Ward
Unvan:
Yazar
Doğum:
Boston, Amerika Birleşik Devletleri, 10 Temmuz 1975
Yirmisi New York Times çok satanlar listesine girmiş yirmiden fazla romanın yazarı olan Penelope Ward, beş abisi ile birlikte Boston'da büyümüştür.

Hayatının ışıkları, 13 yaşındaki otizmli kızı, 11 yaşındaki oğlu ve kocasıyla birlikte Rhode Island'da yaşamaktadır.
304 syf.
·10/10
Çok beğenerek okuduğum bi kitap oldu. Tek kelimeyle bayıldım. Kahramanlarımızn hikayesi tren de esas oğlanın telefonunu düşürmesi ve bizim kızın telefonu bulup ona vermeye çalışması ile başlıyor. Soraya gerçektn çok hoş ve renkli bir karakterdi. Saçlarınn ucunu ruh haline göre boyuyordu. Graham ise takım elbiseli yakışıklı esasın dibi bi adamdı. Hiç kendini beğenmiş ukala fln diyemem gerçektn kıza bağlı çok düşkün tatliş bi adamdı :) kitapta beklemediğim şeyler de oldu ve Graham bi kez daha gözüme girdi. Onun için diebilcğm şey çok güzel sevdiğiydi :) neysm okuyun okutun ;)
304 syf.
Beğenerek okuduğum bir kitaptı, komik, eğlenceli ve aşk, yazarın akıcı dili, kitabın konusu, kitabı 1 günde bitirmeme sebep oldu. Yazarın diğer kitaplarınıda okudum. Onlarda bu katagoride, kısacası tavsiye ederim.;)
304 syf.
·2 günde·7/10
Vi Keeland, Penelope Ward'ın birlikte kaleme aldığı Narsist, Graham ve  Soraya'nın trende başlayan ilişkileri yer alıyor. Kitabın ilk yarısı tatlı atışmalar, komik anlar yaşanırken, diğer yarısında birazcık duygusallık, şok edici bir haber, biraz da dram yaşanmakta. Ani bir duygu geçişi olmuş. Muhtemelen iki yazarın yazmasından dolayı.

Graham ve Soraya'nın mesajları ve aralarında diyaloglar çok eğlenceliydi. İki karakteri de sevdim. 

Genel olarak eğlenceli, keyifli bir okuma oldu. İki tarafın bakış akışıyla okumak da güzeldi. 

Hoşuma gitmeyen noktalar ise, kitabın ismi. Orjinal ismi Stuck-Up Suit'i Türkçe'de tam olarak karşılığı ne olur bilemem ama Graham kesinlikle narsist değil. Diğeri ise, Graham ve Soraya'nın geçmiş hayatındaki gizemin ilk bölümde gözler önüne serilmesi. Çok çabuk oldu. Gizem biraz daha sürdürülenebilinirdi.

Çoğu okuyucunun favorisi Patron olmasına rağmen benim favorim hala Egomanyak. 
304 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kitabı okumaya başlamadan önce açıkçası yayınlanan alıntılar beni kitaba çeken tek etkendi. Beğeneni çok olduğu kadar begenmeueni de mevcut ve ben hangi kisimdayim hala çözemedim. Böyle kitaplarda, Alfa diye tabir edilen adamların aşık olup, kitabın sonlarına doğru "cicegimmmm" denilecek kıvama gelmelerine uyuz oluyorum. Graham ile Soraya'nin ilişkileri kitabın ortalarına kadar, tatlı atışmaları ve mesajlasmalariyla gayet yerindeyken araya giren assiri duygusallık sinirlerimi bozdu. Hayır, ne gerek vardı yani? Bunu da kitabın iki ayri yazar tarafından yazılmasına bağlıyorum. Son sayfalar hariç benim icin güzel bir kitaptı. Tam bir çıtır çerezlik arkadaşlar
280 syf.
·8/10
Yine çok eğlenceli, bol kahkahalı, kalp çarpıntılı bir kitap olmuş. Ben bu ikilinin kitaplarını okurken inanılmaz eğleniyorum. Hikayeyi var olan başka bir hikayeye benzeterek başlamış olsam da beni yanılttı. Ortaya harika bir kurgu çıkmış. Kesinlikle tavsiye ederim.

Aubrey yeni hayatına başlamak için yolculuk yaparken ücra bir benzinlikte Chance ile tanışır. Chance bir benzinlikten çok bir dergi kapağına yakışacak derecede seksi bir adamdır. Aynı zamanda içten, komik ve hafiften ukala tavırları başta Aubrey'i sinirlendirse de yaptıkları anlaşma neticesinde birlikte yolculuk yapmaya karar verirler. Aubrey bu yolculuk esnasında hayatının en muhteşem günlerini yaşar ve Chance ile birbirlerine aşık olmaları da uzun sürmez. Fakat genç kadın ateşli geçen gecenin ardından uyandığında terk edilmiştir. Aradan yıllar geçerken tekrar bir araya gelmeleri aşk için gereklidir. Şimdi Chance kendini Aubrey'e açıklamalı, affedilmeyi dilemelidir.

"Kurabiyemi ister misin? Ben yemeyeceğim."
"Tabii. Seni seve seve yerim."
"Az önce ne dedin?"
"Seninkini seve seve yerim dedim."

Kitap İsmi : Ukala Piç
Yazar : Penelope Ward - Vi Keeland
Yayınevi : Yabancı
Tür : Erotik
. 5 / 4.5 Puan
304 syf.
·3 günde·Puan vermedi
"Meraklanarak diğer zarfı açtım. Bir kutu, yeşil Betty'nin Aşağı Takım boyasıydı, üzerinde de bir not vardı. Halıyı perdelerle uyduruyor musun emin olamadım.
Kocaman gülümserken, eğer böyle devam edersen yakında bizzat öğreneceksin diye düşündüm."

"Hayatımda hiç böylesi bir güzellik görmemiştim. Tam bir dakika orada durup görüntüsünü içime çektim. En sonunda konuştum.
'Koyu pembe ne anlama geliyor?'
Gözlerimin içine baktı.
'Aşk. Aşığım demek oluyor.'
Gözlerim kapandı. Bir saniye için kapının eşiğinde hanım evladı gibi davranıp ağlayabileceğimi düşündüm. Öyle mutluydum ki duygularımın bir yerden çıkması gerekiyordu.

Vi Keeland ve Penelope Ward işte bu ikili harika bir aşk hikayesi yazmışlar. Uzun zamandan beri çevrilir umudu içinde beklerken hele ki orjinal kapağı ile görmek harikaydı. Evet vi keeland'in diğer iki kitabını okudum ama nedense ben bunu daha da çok sevdim(kapakla kesinlikle ilgisi yok..) Graham'ın ne istediğini bilmesi inanılmaz güzeldi, Soraya biraz duygusaldı bazı noktalarda ama düşününce belki aynı şeyi yapardım demedim de değil.
Patron ve Egomanyak kitaplarından sonra Narsist bambaşka bir yere taşımış olayı ve inanılmaz keyifliydi. Digerlerini okuyanlar bilirler neyden bahsettiğimi, ilk kez okuyacaklarda başlamak için tereddüt etmeyin bu ikili hepsinden de iyi... Ve kapak görsellerini özenle seçmeleri pek cezbedici..
304 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Kitabı okumaya başlamadan önce hakkında yapılan yorumları okuduğum için başta tereddüt ederek başladım kitaba açıkçası. Kitabı seven olduğu kadar sevmeyende var ve ben de ikinci gruba gireceğimden endişeliydim. Ama iyi ki olumsuz yorumların etkisine girip kitabı kenarı koymamışım. Çok beğendim ve eğlendim. Özellikle de Soraya ile Graham’ın yazışmaları çok hoşuma gitti. Tesadüfi karşılaşmalarından itibaren olayların gelişimini, ilişkilerinin başındayken ortaya çıkan bir sırrı Graham’ın Soraya’yı kaybetmemek için ele alış biçimini okurken keyif aldım.
328 syf.
·11 günde·1/10
Sene bitmeden ve yazarların ortalığı karıştıran yeni kitabı da bu ay çıkmışken şu kitaba da kısa bir yorum yazayım dedim. Stuck - Up Suit, bu yıl içinde kendime koyduğum hedefime yaklaşabildiğim tek kitap oldu. Hedefim, basit bir dille yazılmış İngilizce kitaplar okuyarak biraz kendimi geliştirmek ve Türkçe edisyonu olmayan ve yıllardır beklediğim kitapları orijinal diliyle okuyabilmek. Şunu söyleyebilirim ki gerçekten dili basit olduğu için sıkılmadım ve bitirmeyi başarabildim. Çünkü içerik ne olursa olsun benim için bir kitabı elimde bile tutmadan, arada sözlüğe bakarak okumak çok sıkıcı ve sabır gerektiren bir eylem.

Kitabın türü yetişkin, haliyle herkese hitap etmiyor. Ne yazık ki bana da hitap etmiyor. Yetişkin kategorisinde yazılan kitapları okuduğumda hep şunu fark ediyorum: Sanki otuz yaş ve üzeri insanlarda duygu namına bir şey yokmuş, hayatları basit ve materyalist eylemlerle çevriliymiş gibi yazıyor çoğu yazar. Okurken en ufak bir şey hissettirmez mi yahu bir kitap size? Bunlar nasıl aşk anlayışları böyle? Neyse. Ama bu kitap bana bir şeyler hissettirdi. Öfke. Bolca öfke.

Graham diye bir adam var. Kendisine "narsist" deniyor. Ben öyle diyemedim mesela. Adamın ne kendini beğenmişliğini gördük? Öz güven sahibi, çünkü başarılı bir iş adamı. Bu narsistlikse yandık. Bir gün telefonunu metroda düşürüyor, telefonu alan Soraya isimli güzel ama bir teneke kadar boş bir kafaya sahip olan kadına âşık oluyor. Kitap boyunca da bu tenekenin tıngırtısını okuyoruz zaten. Graham'ı ne yazık ki sevmedim çünkü ağzı bozuk, aklı karışık ve berbat kadınlara aşık olmaya meyilli bir adam. Ama en azından kendisinden nefret etmedim çünkü yaptığı her şey karakterine uygundu ve kendince mantıklıydı diyebildim. (Zorla sebep arıyoruz işte, ne yapalım.) Ama Soraya? Yahu bir kadın karakter bu kadar mı itici yazılır? Başta her şey iyiydi. Sanki öz güven sahibi, akıllı ama biraz çatlak bir kadın okuyormuşuz gibiydi. Babasıyla ilgili bir travması var, o yüzden ilişkiler yönünden biraz mesafeli ve yüzeysel gibiydi. Ama "di". Hep "di" oluyor zaten. Bu kadın kitabın üçte birinden itibaren ciddi anlamda akla zarar davranışlar sergiledi. Arada o renkli saçlarını tutup çekmek ve kendine gel diye bağırmak istedim ama heyhat, ellerim bomboş.

Toparlamam gerekirse hiç sevmedim, okurken ciddi anlamda sinirlerim bozuldu ve sırf onca emek verip yüz sayfa okumuşum, en iyisi bitireyim diye bitirebildiğim bir kitaptı. Tavsiye etmiyorum.
280 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Eğlenerek okuduğum bir kitaptı. Çoğu yerde güldüm, kitap iki bölümden oluşuyordu. Aubrey tarafından anlatılan bölümde duygudan daha çok işi dalgaya vurma vardı ; ikinci kısımda Chance tarafından anlatılan bölümde ise duygusallık ön plandaydı. En çok ikinci kısmı sevdim.
Spoiler olabilir dikkat!!!

Aubrey yerleşik düzenini bozup ülkeyi boydan boya arabasıyla gezerken Chance adında seksi, ukala bir Avustralyalı ile karşılaşır.
Ve o sırada yaşanan talihsiz olaylar sonucu birlikte yolculuk etmeye başlarlar.
Aubrey, sıradan bir yolculuk olmasını planlarken hayatlarının yolculuğunu yapacaklarını ikisi de bilmiyordu.
Chance, her ne kadar hissettiklerini geri planda tutmak istese de işler istediği gibi gitmiyor ve hissettiği tutku galip geliyor.

Ve tabi birde hesapta olmayan korktukça bayılan bir keçimiz var ki kitabı fazlasıyla renklendirmişti.
Fazla anlatıp spoiler vermeyeyim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Penelope Ward
Unvan:
Yazar
Doğum:
Boston, Amerika Birleşik Devletleri, 10 Temmuz 1975
Yirmisi New York Times çok satanlar listesine girmiş yirmiden fazla romanın yazarı olan Penelope Ward, beş abisi ile birlikte Boston'da büyümüştür.

Hayatının ışıkları, 13 yaşındaki otizmli kızı, 11 yaşındaki oğlu ve kocasıyla birlikte Rhode Island'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 98 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.