Hayatlarında bir nebze normallik hissini koruyanlar, kesinlikle canavar olarak etiketlenmekten ve dikkat çekmekten ve böylece saygın bir aileden harika bir koca veya eş bulma şanslarını mahvetmekten kaçınmaya çalışıyorlar.
bu şehir benim özgürlüğüm ama bazen onun devasallığı beni içine çekiyor sanki, griliğinde boğuluyorum. yüksek bir yerden baktığımda deniz yerine ucu bucağı görülmeyen dağlar ve sarılık görmek beni hala şaşırtıyor. o mu bana büyük geliyor, yoksa ben mi fazla küçüğüm bilmiyorum. belki de beni bazen yalnız hissettiren bu şehrin yüzölçümü değil; küçük konfor alanımı arkamda bırakmanın zorunluluğunun bende hissettirdikleri ve özgürlük için bir seçim yapmak zorunda olmanın, küçüklüğümdeki altın sarısı parlak anıları geleceğimin altın sarısı parlak anılarına ulaşmak için ardımda bırakmam gerekmesinin kalbimdeki ağırlığıdır.
ఇ ocak
1. altıncı eş | jean plaidy
ఇ şubat
2. faust: bir fragman | goethe
ఇ nisan
3. dişi domuz | marie darrieussecq
ఇ ağustos
4. cinayetler kulübü | agatha christie
ఇ ekim
5. dr. jekyll ve bay hyde | robert louis stevenson
6. mahkûm | freida mcfadden