Clausewitz, On War (Savaş Üzerine) adlı eserinde sorumluluk cesaretinin diğer tüm cesaretlerden üstün olduğunu söyler. O tür bir cesaret olmadan ne önderlik ne de zafer olur.
Schroen ve Jawbreaker ekibi zaten Penşir Vadisi'nde. Neye ihtiyaçları var?" diye sordum.
John, "Evet, yeni vardılar. Şimdilik bir şeye ihtiyaçları olmasa da ileride daha fazla para, mühimmat, insan ve diğer her şeyden gerekecek. Karargâhta bir yönetim/destek ekibi, bir raporlama/analiz ekibi, bir hedef belirleme birimi ve bölgeye göndermek üzere birkaç operasyon ekibi kurmamız lazım" dedi.
John kısa sürede terfi ederek sahada amir konumuna yükseldi. Zeki, kaslı, önder ruhlu, efendi ve dürüst bir insandı. Ayrıntılara bayılan tam bir mühendisti. Hiçbir şeyi unutmazdı. Kontrolünü kaybettiği nadirdi. Herkesle ilgilenirdi. Benim sahip olmadığım pek çok vasfa sahipti. Mükemmel bir destekçi ve yardımcıydı.
"El-Kaide. Bin Ladin, Birleşik Devletler'in bunun acısını Müslümanlardan çıkarmasını istiyor. Bizi tuzağa düşürmek istiyor. Bizi, yozlaşmış olarak gördüğü İslami rejimlere karşı yürüttüğü savaşın içine çekmek istiyor. Gerçi çoğunun öyle olduğuna da itiraz edemem. Fas'tan Endonezya'ya, belki de daha ötesine uzanan ulusaşırı bir İslami hilafet kurup başına geçmek istiyor." "Bize saldırması bu maksadına ne fayda sağlar?" diye sordu.
"El-Kaide ve yandaşları, bilhassa Mısır İslami Cihat (EIJ) örgütü arasında yakındaki düşmana yani yozlaşmış ve beceriksiz İslami rejimlere mi yoksa 'uzak düşmana' yani Batı'ya ve bilhassa Birleşik Devletler'e mi saldırmalı şeklinde bir tartışma var. Bizi kışkırtarak daha büyük şiddet yaratıp siyasi meşruiyet kazanmak istiyorlar. Birleşik Devletler'in İslam topraklarına saldırmasını istiyorlar. Böylece Ümmet bizi yozlaşmış İslami rejimlerle işbirliği yapan işgalciler olarak görecek. Usame Bin Ladin'e göre böylece tüm Müslümanların onun sancağı altında toplanmasıyla Batı'ya ve Suudi Arabistan, Yemen, Mısır ve benzeri rejimlere karşı halkı yanına çekip gücünü artırmış olacak. Stratejisi çok basit: Dahilî siyasi güç elde edebilmek adına harici bir düşman üret."
Ocak 2001'de Bush iktidara geldi ve el-Kaide gibi devletsiz unsurlara odaklanmak yerine Soğuk Savaş'ta yaptıkları gibi devletlerin teşkil ettiği tehditlere odaklandı. Zahmetli terörle mücadele yerine füze savunması ve diğer itibarlı savunma sistemlerine ağırlık verdiler. Benim açımdan Clinton yönetimiyle aralarında kayda değer fark yoktu. Hatta Beyaz Saray'daki yeni kadro el-Kaide'yle öncekiler kadar bile alâkadar değildi.