Görünen o ki tüm bunların temelinde hem devlet kademelerinde görev yapan siyasetçi ve seçilmişlerin hem de devlet ve daha geniş düzlemde toplum liderlerinin istihbaratı hakkıyla takdir edememesi yatmaktadır. Bunun ne kadarının pür cehaletten, ne kadarının siyasetçi, gazeteci, şovmen ve menfaat çevrelerinin şüpheciliği ve manipülasyonundan kaynaklandığını merak ediyorum. Eğer istihbarat milletimizin emniyetinde bu derece başat bir rol oynuyorsa ve hatta bundan daha büyük bir değeri hak ediyorsa, halkın da bu gizemli sanatı anlaması elzem ise, bunu en iyi nasıl sağlayabiliriz?
İşte asıl çelişki budur. Casuslar arasında, özellikle de CIA'in Gizli Servisi'nde, gizlilik hususunda derin bir işlevsel ve kültürel önyargı bulunduğundan istihbarat şefleri halka inme ya da eğitim gibi seçenekleri çoğunlukla görmezden gelir. Kendi fikirleriyle çelişecek uzmanların fikirlerinden pek haz etmedikleri için siyasetçiler de genelde bu tavrı destekler. İşin aslı siyasetçiler istihbari bilgiyi kendi aralarında bile paylaşmak istemezler. Özellikle de kaynaklar ve yöntemlere dair olan bu mecburi gizlilik, halkın istihbaratı hakkıyla anlamasına mani olur.