Ravza Gözcü

Zorluklarla baş ederken dirençli olabilmek, bizim iyileşme, uyum sağlama, büyüme, hayatı olmasını istediğimiz gibi değil olduğu gibi kabul etme ve sevme irademize ve arzumuza dayanır. Sadece bir kişi tarafından dahi koşulsuz olarak sevilirsek zorlukları yenme gücüne sahip olabileceğimizi gördük. Gelgelelim içsel iyileşme sürecini tamamlamamız ancak hayatı koşulsuz sevmeyi de öğrenirsek mümkün olacaktır.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Michel de Certeau, mekânı kullanmak [/mekâna uğramak] "çocukluğun coşkun ve sessiz deneyimini tekrarlamaktur: Yerde [/yer söz konusu olduğunda], öteki olmak ve ötekine geçmektir" (s. 164) diye yazmaktadır. Çocukluğun coşkun ve sessiz deneyimi ilk seyahatin deneyimidir, [yani] farklılaşmanın ezelî deneyimi olarak doğumun, mekânın ilk kullanımı olarak yürüme deneyiminde ve kendi imgesiyle ilk özdeşleşme olarak aynanın deneyiminde tekrarlanan, kendini kendi olarak ve öteki olarak tanılamanın deneyimidir. Her anlatı çocukluğa dönmektedir. "Mekân anlatıları" ifadesine başvurduğunda Certeau hem yerleri "geçen" ve "düzenleyen" anlatıları ("Her anlatı bir seyahat anlatısıdır.."s. 171) hem de anlatının yazılmasıyla tesis edilen (".. okuma, bir işaretler sisteminin -bir anlatının- tesis ettiği yerin kullanımı tarafından üretilen mekândı" s. 173) yeri kast etmektedir.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Yerler ve yer-değiller arasındaki ayırım yerin mekâna olan karşıtlığından geçmektedir. Michel de Certeau ise yer ve mekân kavramlarının burada zorunlu bir ön şartı tesis eden bir analizini sunmaktadır. Kendi adına, "yerleri" "mekânlarla", "yerleri""yer-değillerle" karşılaştırdığı gibi karşılaştırmamaktadır. Onun için mekân "kullanılan bir yer", "hareketli şeylerin bir kesişmesidir": Şehircilik tarafından geometrik olarak 'yer’ diye tanımlanan sokağı mekâna dönüştüren [orada] yürüyenlerdir. Yerin, belirli bir düzende birlikte var olan unsurların bütünü olarak ve mekânın bu yerlerin hareketli şeyin yerinin değiştirilmesi üzerinden canlandırılması olarak bu paralelleştirilmesine, onun terimlerini netleştiren çok sayıda gönderme eşlik etmektedjr. İlk gönderme (s. 173) Phénoménologie de la perception adlı eserinde "geometrik" mekândan, esasen "bir ortamla irtibatlı olarak" konumlandırılan bir varlığın dünyasındaki bir ilişki deneyiminin yeri olan, "varoluşsal" mekân olarak "antropolojik mekânı" ayıran Merleau-Ponty' yedir.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Mekânsal inşanın bu büyülü etkisi şüphesiz bizatihi insan bedeninin sınırlarıyla, yaşamsal merkezleriyle, savunmalarıyla ve zayıflıklarıyla, zırhıyla ve eksiklikleriyle bir mekân dilimi olarak ta-arlandığı gerçeğine yüklenebilir. En azından tahayyül düzleminde (ancak o çok sayıda kültürde toplumsal simgelem düzlemiyle karıştırılmaktadır), beden dışarıdan kuşatılabilecek bileşik ve hiyerarşikleştirilmiş bir mekândır.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Anıtsal illüzyon olmadan, tarih yaşayanların ezdinde bir soyutlamadan başka bir şey olmayacaktır. Toplumşal mekân, içlerindeki her bireyin ona dair, çoğunluğunun ondan önce var oldukları ve ondan sonra da var olacakları yönündeki meşru hissi haiz olduğu taş yapıları veya mütevazı toprak tapınakları dayatan, doğrudan işlevsel olmayan anıtlarla kabartılmaktadır. Tuhaf bir şekilde, zamanın sürekliliğini simgeleyen [şey] mekândaki bir dizi kırılma ve süreksizliktir.
Sayfa 56·Kitabı okudu