Yeni yılın ilk hediye kitabı canım arkadaşım Münnüş’ten Gece Yarısı Kütüphanesi’ydi. Kitap uzun zamandır öne çıkanlarda önerilenle kitaplarda olmasına rağmen hatta etrafımda çoğu kişinin okumasına rağmen kitabı alıp okumak istememiştim. Bilenler bilir ki her zaman sık okunurlar bana uzak kalmıştır, aykırılık ruhu : )
Arkadaşım kitaba ‘’Her raf bir olasılık, her sayfa bir durak. Okurken kendi kütüphaneni fark etmen dileğiyle.’’ Böyle bir not bırakmıştı ki kitabın tam olarak özeti buydu aslında;
Yaşadığımız hayatın en kötü zamanında sizi bir el alıp götürseydi ve hayattınız da yaşanmış olan tüm yol ayrıklarının tam tersini göreceğiniz bir kütüphaneye götürseydi nasıl olurdu ? Nora tam olarak bunu yaşar ve hayatının tam pişmanlık döneminde ve en vazgeçtiği yerde bir kütüphane de bulur kendini namı değer ‘’Gece Yarısı Kütüphanesi’’ herkese göre hikaye kütüphanede başladığını düşünür Hayır! Nedenini anlatmadan önce güzel okurlar kitabı biraz daha anlatmalıyım.
Matt Haig’nin okuduğum ilk kitabıydı yazarın genel anlamda kalemini beğendim kitap kişisel gelişim için önerebilecek benim için ütopik bir edebi bir roman çünkü yazar eser de her sayfa sonunda mutlu ol, olman gerek, seçimin en güzeli olması gerekiyor gibi komutlar veriyor ve bu biraz gerçekçilikten kaçıyor hissi veriyor bana. Kitapta Nora’nın tercih ettiği yaşamda bunaldığın da pişman olduğun da haydi bana güle güle der gibi dönüyor ve başka tercihlerine bakıyor kitabının finalinde tercih ettiğin hayat en iyisi algısı oluşturulmak istese de bu yanlış bir yöntem çünkü reelde pişmanlık, insanın kalbine nakış gibi işlenir ve yıllarca kalbinde bir arma gibi onunla dolaşır kitapta ise pişmanlık hemen vazgeçilebilir halledilir ve rafa geri kaldırılır algısında.
Hikaye tam da burada başlıyor sayın okur;
Haig yöntemi