''İnsanoğlu tam sevinemez, bu onun için imkânsızdır. Düşünce vardır, küçük hesaplar vardır ve korku vardır. Bilhassa korku vardır. İnsanoğlu korkan mahluktur. Hangi büyük mucize bizi bu korkudan kurtarabilir."
Akademik okumalar ile okumuş olduğumuz Ahmet Hamdi TANPINAR’ın Huzur kitabı;
Aşk en güzel anlatım dilidir! Tüm güzel romanlarda hüzünlü bir aşk süsler sayfaları bahsedeceğim kitap da; temeline kültürün derinliklerini, insan psikolojisinin ince yerlerini ve bir şehrin büyüleyici güzelliğini almış olsa da kurgusuna aşkı almıştır fakat kitaba geçmeden önce benim için İstanbul aşığı Tanpınar’dan biraz bahsetmek isterim; şiir söyleşisinde beni şairliğimle hatırlayın demişti fakat sadece şiirle kalmamış denemeler, makaleler, romanlar da yazmıştır. Bu yüzden Tanpınar kendi başına bir kültürdür. Ele aldığı konuları hep kendine has bir teknik ve üslupla dile getirmiştir. Çağının sorunlarına sessiz kalmamış, bu sorunlara çözüm yolları aramıştır. Bunları yaparken elbette başka kişilerden de etkilenmiştir. Nurdan Gürbilek bir yazısında kişilerin sevdiği yazarları edebi ebeveyn olarak görme meselesinden bahsediyordu. Ahmet Hamdi’nin kendine seçtiği edebi ebeveynleri şiirde Yahya Kemal ve Paul Valery, romanda ise Marcel Proust’tur. Şiirde Yahya Kemal ve Valery’nin estetiğini, roman da ise Proust’un üslup ve zaman meselelerini örnek almıştır. Yahya Kemal kültür anlamında da Tanpınar’ı doldurmuştur. Yahya Kemal ile tanışmadan önce eski bütünüyle reddeden bir garpçı olduğunu belirten Tanpınar, bu tanışmadan sonra maziyi farklı bir biçimde ele almıştır. Yine musikiye olan ilgisi de bu yıllarda başlar.
Huzur kitabı da Tanpınar’ın gençliğinden gelen özellikleri farkındalıklarını harmanladığı yağıdır. Kitap dört bölümde oluşur yani dört kişi ; İhsan, Nuran, Suat, Mümtaz dört hayat ve dört farkındalıklar… Anlatı hep Mümtaz karakteri üzerinden devam eder. Mümtaz’ın kişiliği “ölüm, aşk ve tabiat” üzerine kuruludur. Bu üçlünün etkisinden Mümtaz’ın daha çok kendi içini yansıtır. Karakterlerin