Biz hepimiz ezelden beri çok az para görmüştük, on lirete bile büyük önem verirdik, sokakta bozuk para bulsak bayram ederdik. Bu nedenle Lila'nın değersiz maden ya da paçavra kağıtmışçasına para dağıtması hepimize ölümcül günah gibi görünüyordu.
Sinirlerim öylesine harap olmuştu ki bu son nottan sonra herkesin önünde ağlama krizine tutuldum. Bu korkunç bir andı, kendimi yitirmenin dehşetini ve zevkini, raydan çıkmanın korkusunu ve gururunu yaşadım.
Ben yanında yokken başına güzel ya da kötü bir şeyler gelmesinden korkuyordum. Bu eski bir korkuydu, üzerimden bir türlü atamıyordum: onun hayatına ait parçalardan yoksun kalırsam kendi hayatımın yoğunluğu ve anlamı kaybolacak sanıyordum.
Başarılarımla annemin gümüş bileziğiymiş gibi gösteriş yaptım ama bu başarıyı ne yapacağımı bilmiyordum. Sınıfta okuduğum kitaplar, aklıma gelen konular hakkında tartışabileceğim kimse yoktu.