"Sanrı," diye mırıldandım içli bir sesle. En sevdiği şarkı sözlerine değinerek elimle kendimi gösterdim. "Eski yârin ömrünü versin mi Allah yenisine?" Artık eski olan bendim.
Uzun sayılabilecek bir sessizlikten sonra "Vermesin," dedi boğuk bir sesle. Kapıdan çıkıp beni kimsesiz bırakmadan hemen önce, "Benden alıp eski yâre versin ama onun ömründen bir gün bile eksilmesin," demişti.
"Düşündüm ki evinde olmazsam oraya dönersin."
"Senin olmadığın bir eve döneceğimi mi düşündün?"
Acı içinde güldüm. "Ama döndün. Hep olduğu gibi varlığımı görmezden gelirken yokluğum seni bana getirdi."
Ceketinin önünü ilikleyerek bana doğru adım attıkça restoranın bir yerlerinde duran korumaları şaşkınlık içinde onu izliyordu. Yeraltının en karanlık adamları, Karun'un önünde ceketinin önünü kapatıp eğilirdi, o ise bir tek benim. Ona yaptıklarıma rağmen bu konuda beni kendinden daha üstün görüyordu.