"Hani sordun ya Karun neden hep üşüyor diye?" Çağıl gözlerimin içine uzun uzun bakarken beni birazdan söyleyeceği şeye hazırlar gibiydi. "Çünkü Karun ablasının cesediyle buz gibi bir yerde iki gün boyunca kapalı kaldı," dedi. "Bir babanın oğluna verdiği cezaydı bu. Karun o günden sonra hiç ısınmadı."
Furkan, "Abi," derken ürkmüş gözlerle Saka'ya bakıyordu. "Bir hastaneye götürmek şart sanki." İşaret parmağıyla şakağını gösterdi. "Kafa doktoruna."
"Kes lan sesini!" diye onu tersledim. "Karım ne istiyorsa yapın!" Deliyse benim delim, kim ne karışırdı.
"Karun..." Dokunsan ağlayacak gibi bakıyordu. "Ben normal değil miyim, kocam?"
Kocam deyişine kaç sigara yakılırdı, hiç bilmiyorum.
"Sende bir sorun yok." Ona doğru yürümeye başladım. "Normal olmayan onlar.
"Seninle uyuyacağım," dedi.
"Yavrum ben sığmam bu yatağa." Küçücük yatağın nesine sığacaktım?
"Böyle odun gibi uzanmak yerine bana sarılırsan sığarsın."
"Nerenden tutsam kanayacak durumdasın, ne sarılması?" Her yeri yara bere içindeyken onunla uyuyamazdım. Uyuyunca farkında olmadan ona zarar verebilirdim. "Böyle hiç rahat değilim," diye sızlandım.
Boynumda sıcak nefesini hissederken, "Kapat artık şu çeneni, seninle uyumak istiyorum."