İstediğiniz kadar gülebilirsiniz, bütün alaylarınıza katlanırım, ama karnım açken ¨tokum¨ diyemem; uzlaşmayla avunmayacağımı, sırf tabiat kanunlarına göre oluştuğu ve gerçekten var olduğu için kısır döngüyle yetinmeyeceğimi biliyorum.
İnsanın her şeyi yıkıp kaos haline getirmeyi sevmesi (bazen bunu yapmaktan zevk aldığı inkar edilemez) üzerinde uğraştığı yapıyı bitirmekten, gayesine ulaşmaktan içgüdüsel olarak ürkmesinden mi kaynaklanıyor yoksa?
İnsan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever, bu su götürmez bir gerçektir. Fakat neden acaba bir yandan da yıkmay, her şeyi kaos haline getirmeye bayılır?