Şahsen, stoacılıktan pek haz etmeyen biriyim. Felsefenin genel görüşü olsun, benimseyenlerin kişilik özellikleri olsun bende tutarsızlık ve çiğlik çağrışımlarını uyandırıyor. Ancak bu eserde doğru stoacılığı görüyoruz.
Seneca, insanın gerçek sınırlarını anlamaya muktedir olmuş bir insan bunu anlayabiliyoruz. İnsanlıktan uzaklaşıp, özüne kavuşmaya çalışırken gerçek özünü reddedip, kendine yabancılaşan bir felsefeyi savunmuyor. Aksine insanın ihtiyaçlarını, doğasını, isteklerini göz önüne alarak ideal bir yaşantıyı belirliyor.
Bilgenin Sarsılmazlığı Üzerine denemesinde bilge bireyin bilgeliğinden kaynaklanan direnç, hoşgörü ve kuvvetle nasıl kendisine yöneltilen hakaret ve haksızlıklardan etkilenmeyeceğini anlatıyor; aynı zamanda okuru bu şekilde bir bilge hâline getirecek bilgiyi de aşılıyor okuruna satırları aracılığıyla. Hakaretin ne olduğunu, haksızlığın ne olduğunu, bunlardan sarsılmanın altında yatan sebepleri dikkatlice ele alıyor ve bunların bilgeyi neden etkileyemeyeceğini mantık temeline oturtuyor.
İnziva Üzerine denemesinde ise bireyin kendi derinliklerine ulaşabilmek için nasıl kendi içine dönebileceğini; sürekli bir hizmet ve devinim zorunluluğunun insanlar üzerine itilmesine rağmen aslında bireyin bazen devinimden uzak kalmasının nasıl mantıklı olduğunu açıklıyor. Kendisi daha çok "devlete hizmet" kavramıyla açıklıyor bunları ama biz o dönemde yazılan bir eserin sadece erkeklere hitap ettiğini ve o dönemde erkek olmanın asker, esnaf ya da politikacı olarak devlete hizmet etmek anlamına geldiğini düşünerek inzivamızı oluştururken bunu bireysel hayatımıza yorabiliriz.
Felsefi dünyam için zengin bir okuma deneyimiydi. Yazarın eserlerini okumaya devam edeceğime eminim.