Edebiyattan siyasete kadar, galiba ölçümüzü kaybettik. Ölçü neydi? Allah'tan korkmak ve kuldan utanmak. Ölçü neydi? Düşmanımızın dahi insan olduğunu unutmamak. Ölçü neydi? Aleyhimize olsa bile adaletten ayrılmamak.
Bir de bu var: Açık aramaktan yorulan gözler, elbette doğru ve güzel işleri göremez...
Kemal Bey'in yazısının yanına, hakkaniyetli kardeşlerimizden Ali Aktaş'ın şu cümlesini de koyalım: "Ey dindarlar! Güneş, Takvim ve benzeri şovmen gazetelerin haberleriyle politika oluşturmayınız."
Her gece, kendime aynı soruyu soruyorum: Bugün bir insana haksızık etmiş olabilir miyim? İyi bir kimseyi üzmüş?
Biliyoruz ki, insanlar arasındaki birçok sıkıntı, hatta önyargı oturup konuşamamaktan kaynaklanıyor. Yüz yüzden utanır, utanıyor. Karşılıkı konuşulduğu vakit, bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Şunu da sıklıkla yaşıyoruz: Yanlış anlama ve anlaşılma kapsı bir kez açıldığı vakit, kolaylıkla kapanmıyor. Mesele, işi oraya getirmemekte.
Hayatın acımasız olduğu söyleniyor. Asıl acımasız olanlar, bunu diyenlerdir. Evet, insanlar...
🪻🪻🪻