İnsanlar bakışlarını birbirinden kaçırıyor. Gözler hep dolu.
Hiç tanımadığım biri, sıkıca sarılıyor bana.
Binlerce insan ayakta.
Kıyamet değil, kıyam.
Haklarını helal edenlerin titreyen sesi.
Derin mahcubiyet..
Yazımızın başlığı için de bir şerh düşelim: Sürekli kayıp, askeri bir terim. Savaş sırasında kullanılıyor. Ölmemiş, yaralanmamaş hasta olmamışsınız. Esir düştüğünüze yahut firar ettiğinize dair bi bilgi de yok. Fakat birliğinizde değilsiniz ve kayıpsınız. Yani ne olduğunuz ve nerede / kimlerle bulunduğunuz belli değil. Akıbetiniz bilinmiyor. Bu durumda olanlar için 'sürekli kayıp' terimi kullanılıyor. Günümüze uyarlarsak, 'aradığınız kişiye ulaşılamıyor..
Halimiz malesef budur..
Bütün bunların konumuzla ne ilgisi olabilir? Henüz bilmiyorum. Bildiğim, Fuad Köprülü'nün bir söyleşide verdiği şu cevap: "Kabiliyetli olmadığı halde çok muhteris olanlar rahat yüzü görmezler. Yükselmek ister, başaramaz ve mustarip olurlar."