İngiliz en gazeteci, bu kanlı sahneler karşısında keyiflidir: "Her ne olursa olsun, bu, muharebenin pek şanlı ve güzel bir icraatı idi." Akifle cevap verelim: 'Hayasızcasına...'
'Bugün biz nereye doğru gidiyoruz' sorusu soruluyor. Bu heves çağında (208), kurgulanmış dünyanın basit parçaları olmaya (175) Yüksek kâr oranlarına, piyasa şartlarına, lüks bir yaşama. Neredeyse her birimiz; parayla hayat bulan (236) dünyaya uygun insan (234) haline geldik. Artık şu veya bu milletin değil, tatmin ve tüketim duygusunun fertleriyiz. Yıldırım, bu durumu, 'günümüz insanı kaçış çağında yaşıyor' (230) diye özetliyor. Mesuliyet, mensubiyet ve mahcubiyetten kaçış.
Ne yazık ki, işlerin değil, ilişkilerin belirleyici olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
Kitap, 'zamanın ruhunu anlamak, ona teslim olmak değildir" (7) hatırlatmasıyla başlıyor. Yıldırım, ülkemizin batılılaşma serüvenini düşmanına âşık olmak şeklinde değerlendiriyor. (19) İbn Haldun'un sözüdür bu: Yenilen yenene meyleder...