elif

Ankara’yı konuşuyoruz. Ankara’yı ne kadar sevdiğimizi. Ankara’nın bir şehir değil, bir halet-i ruhiye olduğunu söylüyor Evren. “Ankara çok değişti diyorlar ama değişmeyen, değişmeyecek, değişemeyecek şeyler var,” diyor.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bu bina yıkılır, demişti, yerleşmeyelim içine, gel, bahçesinde azıcık oturup, dağılalım. Öyle bir veda.
Ölümü hiç aklıma getirmem ben. Yaşam dururken ölüm bokumu yesin affedersin. Hem insan yanında ölmek için birini arıyorsa bayağı yanlış yerde bence. Ben ölürüm kendi kendime. Kimseye zahmet vermem. Gelir, bulursunuz. Koyarsınız bir mezara. O saatten sonrası benim işim değil, top sizde. Yokluğumun derdi, sizin derdiniz
“Bana bir gün ne dedi biliyor musun? ‘Sonunda seni buldum.’ Aynen böyle dedi. O zamanki beni hatırlasana, zaten eriyip gitmişim, ‘Uğur, Uğur’ diye aklımı yitirmişim, bir de bunu duyunca bittim. Düşünsene. Birinin yeryüzünde arayıp arayıp sonunda bulduğu kadınsın. Of, ne cüsseli laf! Şimdi gülesim geliyor. Ne çok konuşuyor insanlar. Ne çok söz var, uçuşup duruyor tepemizde. İnsanlar sadece konuşuyor."
Yıllar geçmişti aradan. Kalbi soğumuş olmalıydı çoktan. Ama üzerine bir daha sevmeyince insan, kalbinin bir yeri tutunup kalıyordu o eski sevgilerin içinde. Artık acıtmıyor ama yine de izi muhakkak duruyordu.