Kitap, isminin hakkını sonuna kadar veren ve kitabı bitirince, “Vay be, gerçekten de dağ aslında benmişim,” dedirten bir eserdi.
Okumaya başladığınız andaki kişi ile bitirince olduğunuz kişi kesinlikle bir olmuyor. İllaki hayatınızın bir noktasına el uzatıyor. Anlatım şekli olarak üstü kapalı olaylar üzerine tavsiyeler verirken, o üstü kapalılık vasıtasıyla hayatınızdaki sorunu yorumlayabiliyorsunuz. Bu açıdan herkesin hayatının bir noktasında dokunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Kitabın iyi yönleri hariç beğenmediğim kısımlar da oldu mu? Maalesef. Başlarda üstte yazdığım gibi hissettim, hatta uzunca bir süre böyle düşünerek devam ettim kitaba ancak bir noktadan sonra kitap kendi kendini tekrar ediyor gibiydi. Farklı cümlelerle genel olarak anlatım döngüye girmişti. Yine de anlatılanların gerçekten hayatıma dokunması bu noktayı görmezden gelmemi sağladı.
İçerik bakımından gerçekten beğensem de çeviri eser olduğu için bi noktadan sonra, “Lütfen ara sıra virgül tuşuna basın!” diye isyan ettiğim zamanlar oldu. Noktalama işaretinde ve yazım çevirilerinde hafif eksiklikler hissettiren bir kitaptı. Umarım ki sonraki basımlarda özne yüklemden çok uzakta kaldığında virgül kullanılabileceği bilincine varılır…