Yaşam oldukça zor ve güvensiz kişilerle dolu. Çocukların bu kadar suistimali maruz kaldığı bir dünyada geniş bir güven duygusu ile yetişmeleri, ileride zararı uğramalarına neden olabilir mi?
Peygamber efendimizin vefat haberini alan Hazreti Ömer'in benliği, bu olayı birden kabullenemez ve etrafındaki kişilere kılıcını çekerek seslenir:
"Resulallah ölmemiştir ve sağdır! Ona sadece Hz. Musa'ya ariz olan saika gibi bir saika ârız olmuştur. Kim 'Muhammed (aleyhisselatu vesselam) öldü' derse onu kılıcımla iki parça ederim."
O sırada, Hazreti Ebu Bekir der ki:
"Kim Muhammed'e tapıyorsa bilsin ki Muhammed ölmüştür, Kim Allah'a ibadet ve kulluk ediyorsa bilsin ki Allah, Hayy'dır, ölümsüzdür.
Şiddet konusunda yapılan gözlemler göstermektedir ki, aile içinde şiddet gören çocuk, benliğinde oluşan tahribatların acısından kurtulmak için ya okulda arkadaşlarına ya da kendi 'eşya'larına acımasız ve şiddete meyilli biçimde davranmaktadır.
Kültürümüzde bu durum, "Şiddet, şiddetin mayasıdır" sözüyle özetlenir.
Çocuklar genellikle çok bilen yetişkinlerden hoşlanmazlar. Ancak kendileri gibi bazen bilen, bazen yanılan doğal yetişkinlerden daha çok şey öğrenirler. Mükemmel bir görüntü çizen yetişkin, çocuğun ruh dünyasında büyük bir baskı oluşturur. Birçok çocuk anne babasının sergilediği mükemmeliyetçi tavrı yakalayamayacağından dolayı kendini salmıştır.