Dmitry Chugunov

Dmitry Chugunov
@realchugunov
@ realchugunov at socials
Rusya
7 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
lmparatorluğun başta gelen simgesi, günümüzde milyonlarca turist tarafından ziyaret edilen ve bütün dünyada pizza kutularını süsleyen Kolozyum'du. Bu stadyumu dolduran muazzam sayıda izleyici orada kitlesel vahşeti izliyordu. Çıplak kadınlar kazıklara bağlanarak tecavüze uğruyor ya da hayvanlara parçalatılıyordu. Tutsak orduları savaş gösterilerinde birbirlerini katlediyorlardı. Kölelere mitolojik öykülerdeki kesilip biçilme ve ölüm sahneleri gerçekten oynatılıyor, örneğin Prometeus'u oynayan adam bir kayaya zincirleniyor ve eğitilmiş bir kartal karaciğerini çıkarıp alıyordu. Gladyatörler birbirleriyle ölesiye savaşıyorlardı; baş parmağımızı yukarı ya da aşağı çevirme işaretimizin kökeninde, muzaffer bir gladyatöre rakibini affedip affetmemesi konusunda kalabalığın verdiği işaret olabilir. Roma yurttaşlarını oyalayan bu sözde eğlenceler uğruna yaklaşık yarım milyon insanın öldüğü tahmin ediliyor. Roma'nın görkemi şiddet içeren eğlencelerimize bir başka gözle bakmamızı sağlıyor (hele "uç sporlar" gibi eğlencelerden ya da "sudden-death" uzatmalar gibi terimlerden hiç söz etmeyelim). Sadede gelirsek, Hıristiyanların çarmıha germeden çıkardıkları ders neydi? Günümüzde böyle bir barbarlık insanların birbirine rakip canavarca rejimler altında birleşmesini tetikler ya da bundan böyle hiçbir canlı varlığa böyle bir işkence uygulanmamasını talep etmelerine yol açardı. Oysa Hıristiyanların çıkardıkları ders asla bunlar değildi. Hayır, İsa'nın öldürülmesi İyi Haberdi, tarih boyunca yaşanmış en harika olaya doğru zorunlu bir adımdı. Tanrı çarmıha gerilmenin gerçekleşmesine izin vererek dünyaya ölçülemez bir iyilik yapıyordu. Sonsuz derecede güçlü, merhametli ve bilge olmasına karşın, insanlığın günahları nedeniyle (özellikle de kendisine itaatsizlik yapan bir çiftin soyundan
Alıntı
Kriziniz, sizi o korkunç sonuca varmaya itmeden önce, şunu düşünebilirsiniz: *Sorun hayatta değil, sizde.* En azından bunu fark etmek size bazı seçenekler sunar. Hayatınız iyi gitmiyorsa, belki de yetersiz olan hayatın kendisi değil, mevcut bilginizdir. Belki de değer yapınızın ciddi anlamda yenilenmeye ihtiyacı vardır. Belki de istediğiniz şey, sizi olabilecek diğer şeylere karşı körleştiriyordur. Belki de, şu anda, arzularınıza çok sıkı tutunduğunuz için, başka hiçbir şeyi -gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeyi bile- göremiyorsunuz. Gıptayla, “Patronumun konumunda ben olmalıydım.” diye düşündüğünüzü hayal edin. Patronunuz konumuna inatla ve beceriyle tutunuyorsa, bu tür düşünceler sizi öfkeye, mutsuzluğa ve tiksintiye yönlendirir. Şunu fark edebilirsiniz. “Mutsuzum, ancak hırslandığım şeyi gerçekleştirebilirsem bu mutsuzluktan kurtulabilirim” diye düşünmektesiniz. Öte yandan sonra, biraz daha kafa yorunca, “Bir dakika” dersiniz. “Belki de mutsuzluğumun nedeni patronumun konumunda olmamam değil. Belki de kendimi o konumu istemekten alamadığım için mutsuzum.” Bu, kendinizi o konumu istemekten sihirli bir şekilde vazgeçirebileceğiniz ve dönüşebileceğiniz anlamına gelmez. O kadar kolay değişmezsiniz; daha doğrusu, değişemezsiniz. Daha derine inmelisiniz. Peşinde olduğunuz şeyi daha derinden değiştirmelisiniz. Yani, “Bu aptal acı konusunda ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Hırslarımdan bir anda vazgeçemem ki. O zaman gidecek bir yerim kalmaz. Ama sahip olamayacağım bir konum için yanıp tutuşmak işe yaramıyor.” diye düşünebilirsiniz. Farklı bir taktik deneyebilirsiniz. Bunun yerine farklı bir planın ortaya serilmesini isteyebilirsiniz: Arzularınızı gerçekleştirecek ve hırslarınızı gerçek anlamda tatmin edecek ama aynı zamanda hayatınızda şu anda etkisi altında olduğunuz
Ruhsal durumunuza bağlı olarak, biraz daha pazarlık etmeniz gerekebilir. Belki kendinize güvenmiyorsunuzdur. Belki kendinizden bir şey rica edeceğinizi ve o yerine getirilir getirilmez, hemen daha fazlasını talep edeceğinizi sanıyorsunuzdur. Bu konuda cezalandırıcı ve kırıcı olacağınızı ve zaten sunulmuş olana kara çalacağınızı. Kim böyle bir zorba için çalışmak ister ki? Siz değil. Yapmanızı istediğiniz şeyi yapmamanızın nedeni budur. Kötü bir çalışan olabilirsiniz ama daha kötü bir patronsunuz. Belki de kendinize, “Tamam, geçmişte çok iyi anlaşamadığımızı biliyorum” diyebilirsiniz. “Bunun için üzgünüm. İyileşmeye gayret ediyorum. Muhtemelen yol üstünde biraz daha hata yapacağım ama itiraz ettiğinde seni dinlemeye gayret edeceğim. Öğrenmeye çalışacağım. Daha az önce, bugün, yardım istediğimde, fırsatın üstüne atlamadığını fark ettim. İş birliğine karşılık benim sana sunabileceğim bir şey var mı? Belki bulaşıkları sen yıkarsan bir kahve içmeye gidebiliriz. Sen espresso seversin. Bir espressoya ne dersin, hatta belki duble olur? ya da istediğin başka bir şey var mı?” İşte o zaman dinleyebilirsiniz. Belki de içinizde bir ses duyacaksınız (hatta belki de uzun zaman önce kaybolmuş bir çocuğun sesini). Belki de size, “Gerçekten mi” diyecek, “Gerçekten benim için hoş bir şeyler yapmak istiyor musun? Bunu gerçekten yapar mısın? Bu bir hile mi?” Dikkatli olmanız gereken nokta burası O küçük ses, sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yiyen birisinin sesidir. Bu yüzden, dikkatli bir şekilde, “Gerçekten.” diyebilirsiniz. “Çok iyi yapamayabilirim ve harika bir yoldaş olmayabilirim ama senin için hoş bir şey yapacağım. Söz veriyorum.” Özenli bir iyilik uzun süre iş görür ve sağduyulu bir ödül güçlü bir motivasyondur. Bundan sonra, o küçük parçanızı elinden tutup lanet olası
Alıntı