Hem Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından işine gelen rivayetleri kabul edeceksin, işine gelmeyenleri ise “Bu zayıf haberdir, uydurmadır, güvenemiyorum.” diyerek reddedeceksin!
Sana bir kez bile yalan söylemiş birine eskisi gibi tam anlamıyla güvendiğin oldu mu? Güven sarsıldı mı, insan onun her sözüne şüpheyle yaklaşır. Eğer bir kaynağın güvenilirliğini ölçü alıyorsan, aynı ölçüyü her yerde uygulamak zorundasın. İşine gelen yerde güvenilir, işine gelmeyen yerde güvenilmez ilan etmek; hakikatin peşinden gitmek değil, kendi arzuna uygun olanı seçmektir.
Ya ölçü birdir ya da değildir. Aynı kaynak karşısında bir gün kabul, ertesi gün red tavrı sergilemek ilmî bir tavır değil, keyfî bir tutumdur. Bu, delile teslim olmak değil, delili kendine teslim almaya çalışmaktır.
Böyle işgüzarlıkların hiçbirinde samimiyet yoktur. Hakikati arayan adam, delilin peşinden gider; işgüzar ise işine gelen delili alır, gelmeyeni çöpe atar.