Verdiğimiz pozlar bizi görünür kılmaya değil, bazı ödünç poz kalıplarına mahkum ederek görünmez kılmaya yarıyor diye düşünmeden edemiyorum. Veya şöyle; Poz verirken sen, sen değilsin.
Bir şehri tanımanın belki en güvenilmez yollarını memleketine yabancı gazetecinin, duygusuz bilimin, kavgacı gündelik siyasetin dili döşüyor. Şehirleri tanımaya türkülerden çarşılardan, camii cemaatinden başlamak en iyisi. Hatta o şehri hiç görmemiş olan kör hafızalardan.
Biz zaten tertipli ve rasyonel bir alandan yani evin ve okulun dünyasından, dağınık ama ilham veren, biçimsiz olduğu için müdahalemize açık, gözlerden kaçtığı için bize özgürlük bahşeden arsaların dünyasına kaçıyorduk.