Duyguları hissetmelisin, duygularını bastırmamalısın, duygularının neden böyle olduğunu ilk başta kendine sormalısın. Bu süreçte kendinle olan muhakemeni kendine özel tutabilirsin, kimse bilmese de, kendine karşı kurmaya hep eğilimli olduğun güven bağının temelini sonunda atabilirsin. Sen tek değilsin, tekil değilsin, fazlalık değilsin, tam olarak olması gerektiği miktarda hücrenin birleşimisin; vücudundaki bir parçayı fazlalık olarak görüp ondan kurtulmak istemek kolay ya, peki oradaki tek bir hücreden de böyle kolayca kurtulabilir misin? Yoksa o senin özünü içinde saklıyor olabilir mi? Her kararı verenin “sen” olduğunda hüküm kılmışsın, ama geçmeyen bir baş ağrısında, amansız bir mide bulantısında, düşen besin değerlerinde; tüm vücudun biraz olsun söz hakkı almaya çalışır. Çünkü onlar da “senden”dir. “Senin gibi” kalmak isterler. Tamamen senin içindirler. Sen de onlar için olabilirsin. Bunu kendinle beraber yapabilirsin. Sen, tekil değilsin.