Biz birbirimize bağlıyız. Hiçbir koşulda ayrılamayız. Ve o bağ yüzünden birbirimize sevgi ve iyilik borçluyuz. Birimizin seçtiği diğerinin de gerçeği olacak çünkü.
Ne çok düşündüm; ne çok içtim. Yan masadaki adam da benim gibi içip duruyor. Kimseye baktığı falan yok. İkimiz de bara en yakın iki adet iki kişilik masada birer yer kaplıyor, sözde caz dinliyoruz. Bir masa yalnızlık onunki de benimki gibi. "Masaları birleştirelim mi?" diyorum cüret edip! "Boşu boşuna iki masa yalnızlık kaplamayalım!" Gülüp kabul ediyor.
"Bu kadınlar burada asla figüran değillerdi, kendi sahnelerinin başrol oyuncularıydılar. Ama herkeste bir geç kalmışlık, bir pişmanlık, bir yaşanmamışlık duygusu hakimdi. Kendini düşündü. Yanındaki adama baktı. Hayata geç kalmış olmak ve seneler sonra salaş bir kahvede keşkelerini sıralamak istemiyordu."