Kadın ayağa kalktı, adama tekrar, Bir değişiklik var mı, diye sordu. Hiç yok, dedi adam, Dikkat et, şimdi ışığı söndüreceğim, sen de bana söyleyeceksin, şimdi, Hiç, Nasıl hiç, Hiç, hep aynı beyazlığı görüyorum, sanki hiç gece olmamış gibi geliyor bana.
Hatta körlerin içinde yaşadığı karanlığın sonuçta sadece ışığın yokluğu anlamına geldiğini, körlük dediğimiz şeyin, varlıkların ve nesnelerin görünüşünü örtmekle sınırlı kalıp, onları bu kara perdenin ardında el değmemiş halde bırakan bir şey olduğunu da düşünmüştü zaman zaman. Şimdiyse, aksine, öylesine aydınlık, öylesine kesintisiz bir beyazlığın içine gömülmüştü ki, bu beyazlık sadece renkleri değil, nesneleri ve varlıkları da emmekle yetinmiyor, yutuyor, onları iki misli görünmez hale getiriyordu.