Zaten kurumsal dini inançların en önemli sonuçlarından biri de bu "grup aidiyeti" dediğimiz birliktelik hissini, "biz ve ötekiler" algısını pekiştirmesidir. Ancak durum her zaman bu iyi niyet düzeyinde
kalmaz. Dindar kişinin davranışları sıklıkla bu iyi niyetli ve saf isteğin sınırlarını aşarak diğer inanç gruplarına ait olan yahut inançsız olduğunu beyan eden insanların düşüncelerine itiraz ve
müdahale alanına girer.
Popüler kültürde büyük başarılara imza atmış insanların, mesela büyük şirketlerin kurucularının hayat hikayelerinde genellikle hep buna benzer bir kaosa düşme hikayesi olması boşuna değildir. Aile sorunları,
maddi zorluklar, okuldan atılmalar, savaşlar ve daha birçok benzer kriz, "hazırlıklı" bazı zihinleri yepyeni imkanlarla tanıştırmaya vesile olur.