Benmişim, neymiş?su sesiymiş
Oymuş, cam kırıkları gibi gövdemi yakan
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.
Güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.
Yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.
Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum.
Edip Cansever
Dünya, kendi yaşanmamış hayatlarından dolayı acı çeken insanlarla doludur. Dünya onlara karşı acımasız olduğu için değil, kendi potansiyellerine ihanet ettikleri için acımasız, eleştirel ya da katı yürekli olurlar.Sanat üretmeyen sanatçı, üretenle alay eder. Aşkı göze alamayan insan, âşık olanla dalga geçer. Kendini bir düşünceye adamayan kişi, inancı küçümser. Ama yine de hepsi içten içe acı çeker. Çünkü bilirler: Alay ettikleri hayat, aslında yaşamaları gereken hayattır.
Carl Gustav Jung
Hani konuşmuştuk ya, insan vücudu tatile giderken ne bulursan tıkıştırdığın bir bavul gibi.
Bir kere açtıysan bir daha katiyen aynı şeyleri içine sığdıramıyorsun.
İşte benim de kendimi söküp takmaya çalıştığım ○ gece, bütün organlarımı hatırladığım kadarıyla yerlerine yerleştirdikten sonra bir parçam dışarıda kaldı.
Anlayacağın, bir süredir beynimi dandik bir pazar posetinde taşıyorum.
Eksik kadroyla iyi bir mücadele sergileyemiyorum.
Bu Hikâye Senden Uzun Osman