"Gençliğimizden beri ölümcül hastalar gibiyiz, ölüm döşeğinde yatan ve parmaklarını huzursuzca yorganın üzerinde gezdirip neye tutunacaklarını bilemeyip sonunda şunu kavrayanlar gibiyiz: Ölüm odada duruyor, ellerimizi kavuşturmuşuz ya da yumruklarımızı sıkmışız onun için ne fark eder?"
Gustav Meyrink, Kardinal Napellu
Kitabı beğenenlerin yanı sıra içinin daraldığını, sevmediğini söyleyenler insanlar da var. Ben ise kitabı beğendim okurken nasıl bunca şeye rağmen kendisini ona muhtaç görüp onu böylesine etkileyen, dünyaya karşı kör hale gelmesine neden olan bir adama bağlı kalıp nasıl sevmeye devam etmiş, kendi potansiyelini nasıl olurda hiç fark etmemiş deyip çok şaşırdığım anlar oldu insanı hayrete düşürüyor açıkcası neyse ki bir yerden baslamış diyorum...
Psikoloğunun tavsiyesi üzerine bir ay boyunca her gün on dakika, daha önce hiç denemediği, cesaret edemediği ne varsa yapmaya başlıyor ve bu süreci bizimle paylaşıyor konfor alanından çıkıyor, yavaş yavaş iyileşmesine tanık oluyoruz. Bana kalırsa bir şans verilmeli.