Bir başkasıyla aynı mekânı paylaşmasına rağmen konuşma zorunluluğu hissetmediği gerçeği onu sevindiriyordu. Elbette söylemek istediğimiz bir şey olmasa bile konuşmak, karşımızdaki kişiye nezaket gösterdiğimiz anlamına da gelebilirdi. Ancak çoğu zaman başkalarını düşünmekten asıl kendimizi düşünemez hale geliyorduk.
Keşke deniz olarak doğsaydım.
Ay ışığı, denizin yüzeyine sonsuzca çarpıyor.
Gece mi, dalga mı, kalbim mi?
Durmadan dalgalanıyorum.
Bugün gibi, sadece sevdiğim şeylerle dolu bir gün olsaydı,
her mevsim birer veda mektubu olurdu.