Örneğin Türkçülerin ortaya attıkları Türkçülük düşüncesi, gençliğe özgü topluluksal bir tasarımdı; bu topluluksal tasarımı bütün Türk ulusuna yayarak onu bir ülkü durumuna getiren Trablusgarp, Balkan savaşları, Cihan savaşındaki felaketler olmakla birlikte, bu ülküye resmilik veren onu eylemli olarak uygulayan da, ancak Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretleridir.
Örneğin, Türklerin İslamlıktan önceki dininde Gök Tanrı, ödül tanrısıdır; cezalandırmaya karışmaz. Cezalandırma ilahı Erlik Han adında başka bir mitolojik kişiliktir. Tanrı yalnız "güzellik" sıfatıyla göründüğü için, eski Türkler onu yalnızca severler; (bu) tanrıya karşı korku duymazlardı. İslamiyetten sonra, Türklerde Tanrı sevgisinin üstün olması, bu eski geleneğin sürmesinden başka bir şey değildir. Türklerde Tanrı korkusu pek az görülür.
Bununla birlikte, Türkçülükle ilgili bütün bu hareketler ürünsüz kalacaktı, eğer Türkleri Türkçülük ülküsü çevresinde birleştirerek büyük bir yok olma tehlikesinden kurtarmayı başaran büyük bir dahi ortaya çıkmasaydı! Bu büyük dahinin adını söylemeye gerek yok: bütün dünya, bu gün Gazi Mustafa Kemal Paşa adını kutsal bir sözcük sayarak her an saygıyla anmaktadır. Eskiden Türkiye'de, Türk Ulusunun hiçbir konumu yoktu. Bu gün, her hak Türk'ündür. Bu topraktaki egemenlik Türk egemenliğidir; siyasette, kültürde, iktisatta hep Türk halkı egemendir. Bu kadar kesin ve büyük devrimi yapan kimse, Türkçülüğün en büyük adamıdır; çünkü düşünmek ve söylemek kolaydır, ama yapmak ve özellikle başarı ile sonuçlandırmak, çok güçtür.