Bazen düşünüyorum da dünyaya gelmek bir afetken, sonra bu memlekette, üstelik kadın olarak doğmanın dayanılmaz azabına nasıl tahammül ettiğime hayret ediyorum.
Her genç kadın mutlak birçok emelinden, birçok hayalinden ayrı düşmenin matemi ve hüznü içindedir. Ah, o mahzun gözlerde ne derin yaralar, ne tedavi kabul etmez matemler vardır!..
Ah, ne temiz bir hayatım vardır... Bu yaşa kadar hiç kimseyi sevmedim. Eğer bundan sonra seversem ilk aşkın coşkusu ve şiiriyle seveceğim. Halbuki ruhum bu yaşa kadar mahpus olduğu için olacak ki şimdi nasıl derin bir istekle sevmek ve sevilmek için titriyor.
Macerasız yegane genç kız bir ben mi varmışım? On dokuz senelik hayatım nasıl bir vakasız geçti? Meğer bütün bu hanımların hepsi de sevmişler, görmüşler, görüşmüşler, haberleşmeler, yazışmalar, neler neler...