dışarı
dışarda
yanar kanı ezilmiş sessizliğin
körelir izlerken kendini
bir alçak bir yakın
herşeyin ayrı parçası
her söz gibi kendi üstünde
unutmuş o ince başı
hangi kemikli dilde
söylerken aynı yası
yarasını izler bir uykuarası—
görürsem ağlarken göreyim
yüreğim seni.
Kesilirsen günlerin eskilerine
yayılıverirsin uçsuz bucaksızlığına kendiliğin
gövdende dolup taşan su çizikleri
kulağında ışıyan sazların ürpertileri
yaşarsın böyle de her kimse gibi
gökte elindeki damar mavilikleri
kapılıp içindeki sensizliklere
sıvanmış yüreğine her günden
gök birikintileri.