D. MEHMET DOĞAN: BİR SÖMÜRGE MÜFETTİŞİNİN MAARİF VEKİLİ’Nİ TÜRKİYE’DE MUHTEMEL DİNÎ GELİŞMELER HUSUSUNDA SORGUYA ÇEKMESİ!
Yahut 1940’larda Türkiye’nin tam bağımsızlığını sorgulamak.
1933’te Kapatılan Darülfünun İlahiyat Fakültesi hocalarından M. Şerefeddin Yaltkaya, ilk Diyanet Reisi Rifat Börekçi’nin vefatından neredeyse bir yıl sonra Diyanet İşleri Başkanlığı’na tayin edilir (Ocak 1942). Bu tayinde onu tanıyan ve bilgisine, görüşlerine değer veren Hasan Âli Yücel’in tesiri olduğu bilinmektedir. Millî Mücadele dönemindeki rolü ile bilinen Rifat Börekçi Hoca’dan sonra bu makam ya çok mühim olduğu için ya da kıymeti harbiyesi olmadığından uzun sayılabilecek bir süre boş bırakılmıştır. Rifat Börekçi’nin biyografisinde dikkatten kaçırılan bir husus vardır: Onun Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl başkanlığı. Diğer yönleri yanında bu tarafının da yeni Diyanet İşleri Reisi’nin seçiminde dikkate alındığı düşünülebilir. Yaltkaya’nın Atatürk’ün cenaze namazının ailesinin talebi üzerine kılınması hükûmet tarafından kabul edildiğinde, cenaze imamı olarak seçilmesi ilgi çekicidir.
Yaltkaya riyaset vazifesine başladıktan birkaç ay sonra, Ankara’daki İngiliz Kültür Heyeti (British Council) temsilcisi Michael Grant, Maarif Vekili Hasan Âli Yücel’le bir görüşme yapar.[1] Bu görüşmede Yaltkaya’nın “dinî eğitim kurumları kurmak ve din eğitimini düzenlemek amacıyla büyük tahsisat sağlamayı başarması” üzerinde durulur. Bu tahsisatın miktarı ve hangi maksatlarla kullanıldığı hususunda bir bilgi yoktur. Belki de bu görüşmeden sonra hükûmet yukarıdan bir ikazla karşı karşıya kaldığını düşünerek, tahsisatı iptal etmiştir.
Maarif Vekili’nin bunun bir dine dönüş hamlesi olmadığını teşrifat açısından dengi olmayan temsilciye izah etmek mecburiyetini hissetmesi dikkat çekicidir. Müstakil