âbiri sebîl

âbiri sebîl
@revzen
80 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
"...Onlara de ki: “Dünya menfaati önemsizdir, Allah’tan korkanlar için âhiret daha hayırlıdır ve size zerre kadar haksızlık edilmez.” Nisâ Süresi, 77.ayet
Din
Reklam
İnsan yetiştirirken, muhâtabımızın “Ne gibi özellikleri var ve bu özelliklerden neler ortaya çıkabilir, nasıl hayra çevrilebilir?” diye düşünmek gerekiyor. Fıtratı kâle alınmadan yetiştirilmeye çalışılan insana, yardımcı olamayız. Suya ihtiyacı olmayan bir çiçeği sulamak, ona merhamet değil zulümdür. Hayat kaynağı su olan balığı, oradan ayırmak zulümdür. Kutup ayısının inanılmaz soğuğa ihtiyacı varken, onu üşümesin diye ısıtmak zulümdür. İçi kıpır kıpır olan bir çocuğa, sürekli “Dur!” demek zulümdür. Konuşmayı çok seven bir çocuğa, sürekli “Sus!” demek zulümdür. Dâimâ tefekkür eden, kendi hâlinde ve yalnız olan bir çocuğa sürekli “İnsan içine karış!” demek zulümdür. Onun yerine bizler, var olan bu özelliklerin temeline inmeye çalışmalı, fıtraten var olan ve hep böyle kalacak özellikleri değiştirmeye çalışmak yerine, onları nasıl daha güzel geliştireceğimize ve hayra yöneltebileceğimize odaklanmalıyız. Einstein’ın ünlü bir sözü vardır: “Aslında herkes bir dâhîdir… Ama siz kalkıp bir balığı ağaca çıkma yeteneğine göre yargılarsanız, balık, bütün ömrünü bir aptal olduğuna inanarak geçirecektir.” Evet, bu cümleden yola çıkarak evlatlarımızı tanıyalım, kendimizi tanıyalım. Ne fıtrata suç atalım, ne tembellik yapıp kolaya kaçalım. Basîret, firâset, hüsn-i niyet ve gayretle insanımızı keşfedelim ve geride insanlığa hizmet edecek güzel sadaka-i câriyeler bırakalım. Rabbimizden, baktığımızı Allâh’ın nûru ile görebilmeyi, gördüğümüzü ilmek ilmek işleyebilmeyi, işlediğimizi seyredebilmeyi, seyrettiklerimizin de rûhumuza safâ olmasını diliyoruz. Ayşe Gündüz, Üzümü Kiraz Gibi Yetiştirmek
Duygu ve Düşünce
"Gelse ki çirkinlik ordusu üstüne fırka fırka" dedi meczup, "yeter gönlünü korumaya güzellikten örülmüş bir hırka!" diye yazmış Gökhan Özcan ağabey "Direniyor Güzellik" isimli yazısında. Ne hoş, zarif ve de doğru bir tabir..
Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Rabbini zikredenle etmeyenin hâli diri ile ölünün hâli gibidir.” yani Rabbini zikreden kimse diridir, Rabbini zikretmeyen kimse de ölüdür. (Buhârî, Deavât, 66) Bu hadîs-i şerîf ehl-i zikr için pek büyük bir tebşîrdir. Zikrullahın envâı çoktur. Meselâ Lafza-i celâl, kelime-i tevhîd ve sâir esmâ-i hüsnâ ile zikir olduğu gibi, Kur’ân tilâveti, hadîs-i şerîf kırâati, din ilimleri öğrenmek dahi hep zikrullahtan ma’dûddur. Zira, hayatta olan kimsenin zahiri nûr-i hayâtın parlamasıyla ve bâtını nûr-ı ilim ve idrâkiyle süslendiği gibi, zikrullah eden zâtın dahi zahiri amel-i sâlih ve tâat nûruyle, bâtını da ma’rifet-i sübhâniyye nûruyla süslenir. Zikrullah etmeyen kimse ise her ne kadar dünyâ işiyle meşgul olsa da onun zahiri ibâdetten uzak ve muattal olduğu gibi bâtını da bâtıldır. Fakat kalbi uyanık ve zâkir olan kimse dünyâ işi ile meşgul olsa da yine kalbi zâkirdir. Nitekim âyet-i celîlede böyle insanların vasfında: “Öyle ricâl vardır ki ticâret satış onları Allah’ın zikrinden alıkoymaz.” buyrulmuştur. (Nûr sûresi, 37)
Din
Kurudum da kadid oldum kumlarda Bir sefer bekleye bekleye her gün ben. Enginlerden bir rüzgâr esmez mi serin serin Pul pul ürperişler geçer içimden .. Zeki Ömer Defne
Alıntı
Reklam