• Rhea altıncı çocuğuna hamile kalınca annesinden yardım istedi.Gaia onu Girit adasına gönderdi ve orada Zeus doğdu.Rhea çocuğu doğurduktan sonra Kronos'un yanına döndü ama Zeus'u yanında getirmedi.Kocaman bir taşı bezlere sarıp Kronos'a onun Zeus olduğunu söyledi.Kronos altıncı çocuğu olduğunu zannederek onu yuttu.
  • Kronos ile Rhea'dan doğmayıp, ilk gökyüzü tanrısı hadım edilmiş Uranos'un genital organlarından doğan antik tanrıça. Bazen Zeus'un kızı olarak anılır fakat durum böyle idiyse de, en iyi ihtimalle evlat edindiği kızı olurdu.
    David A. Leeming
    Sayfa 100 - Dünya Halklarının Tüm Yaratılış, Tanrı ve Kahraman Mitleri
  • 672 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Kızıl İsyan tam anlamıyla olmasa da genel olarak başarıya ulaşmış, Virginia Hükümdar olmuş, canımız ciğerimiz Darrow ise imparatorluğun Başİmperatoru olmuştur. Darrow ve Virginia'nın oğlu Pax artık büyümüştür, 10 yaşındadır. Sevro ve Victra'da çoluk çocuğa karışmıştır. Virginia sözünü tutmuş, Güneş Sistemi'ne Demokrasiyi getirmiş, her renk grubunun Senato'da eşit şekilde temsil edilmesini sağlamıştır. (En büyük muhalif de Dansçı). Savaş bir şekilde bitmiş işler yolunda gözükmektedir...

    Amma ve lakin bu kadar basit değil tabii her şey, öncelikle İsyan, Güneş Sistemi'nin üniter yapısını paramparça etmiş, üç farklı grup var artık. Küller Lordu (Hani Rhea'yı yok eden şuursuz katil, Aja'nın babası olan) Venüs ve Merkür'ün egemenliğini elinde tutuyor, Çeper'de ise Romulus Au Raa, Jupiter ve Satürn'de eski sisteme (anti demokratik olan, Altın Tiranlığı) tüm kalbiyle destek vermeyi sürdürmekte. Galakside durum bu şekilde kısacası. Goblin ile Azrail demişler onlara, uslu dururlar mı? Tabii ki durmuyorlar ve olay döngüsü burada başlıyor, Darrow müthiş bir kumar oynuyor ve olaylar gelişiyor.Spoiler vermemek için burada kesiyorum incelemeyi, inanın sizi şaşırtacak ve çok akıcı bir şekilde devam ediyor kitap.

    Bu kitabın diğerlerinden en büyük farkı ise, yazarımızın 4 farklı karakterin (pov diyorlardı sanırım, point of view) gözünden anlatılması. Bu karakterlerin başında Azrail var tabii, onun gözünden hikaye anlatımı devam ediyor. Bir diğer karakter Ephraim Ti Horn, (Üçüncü kitapta vefat eden Trigg'in kocası, Holiday Ti Nakamura'nın kayınbiraderi) , Lagalos'lu Lyria (Kendisi Gama Kızılı, enteresan bir bakış açısı var devrime) ve bana göre asıl süpriz olan Lysander Au Lune, önceki hükümdar Octavia'nın torunu olan, hani Cassius'un koruma altına aldığı genç arkadaşımız. Ben çok sevdim bu yeni anlatım tarzını, bazı karakterlerin yolları kesişiyor bir yerlerde (bu spoiler sayılmaz herhalde?) bazı karakterler çok acayip şeylere şahit oluyorlar ama kitap bütünlüğü açısından hiç sorun olmamış bu durum, güzel yazılmış karakterler, derinliği var yani.

    Müsadenizle konu ile alakasız bir şey daha söyleyeceğim; Buradan Pegasus Yayınları'nı eleştiriyorum. Ben bu kitabın ciltli olanını Tüyap Kitap Fuarından 60 liraya aldım, "Yeni çıktı diye bu kadar pahalı sanırım" diye düşündüm ama Pegasus Yayınları bu kitaba 100 TL etiket basmış. El insaf arkadaşlar,tamam hadi kur arttı, dolar yüzünden kağıt fiyatları zamlandı, sizi de anlamaya çalışıyorum ama bu kabul edilebilir bir fiyat değil, bu kitabın okuyucu kitlesi genelde gençler ve öğrenci arkadaşlarımız, onlara bu fiyattan kitap satmak ticaret ahlakına sığmıyor zannımca. Umarım okuyucularınızın tepkisini dikkate alır ve fiyatlarda düzenlemeye gidersiniz.


    Ezcümle, kitap gene muhteşem. Bir fantastik edebiyat serisinde sınıf ayrımı, ezen-ezilen, emek-değer, hak arama ve isyan vurgusu olduğunda, bir de bunu sağlam bir edebi dille aktarıldığı zaman tadından yenmez oluyormuş kitap. Seveceksiniz bu kitabı, eminim. Keyifli okumalar.

    Per Aspera Ad Astra!
  • Kocasının davranışları Gaia'yı öfkelendirdi.
    Çocuklarını özledi. Onlara yaptıklarından Uranos'tan nefret etti. Bununla birlikte duygularını kalbinin derinliklerine gömerek sessizce intikam alabileceği zamanı bekledi.
    Gaia ile Uranos'un diğer ölümsüz çocukları on üç Titandı. Çocuklarıyla birlikte Yunan tanrılarının en yaşlı kuşağı oldular. Helios güneş tannsıydt, gökkubbede bir at arabasında güneşi dolaştırırdı. Selene ay tanrıçasıydı. Okeanos dünyayı saran ırmağın tanrısıydı. Annesi Gaia gibi Themis de Delphoi'de kehanet tanrıçasıydı. Kronos, annesi gibi yeryüzü tanrıçası olan kız-kardeşi Rhea'yla evlendi, zamanla Yunan tanrılarının ebeveyni oldular. Daha sonra Atlas, o zamana kadar doğan Titanların en güçlüsü, dünyanın üzerine düşmemesi İçin gökkubbeyi tuttu. Bundan kısa bîr süre sonra en zeki, en akıllı Titan olan Promet-heus suyla çamurdan ölümlü insanı ortaya çıkardı. Kardeşi Epi-metheus ilk ölümlü kadınla, Pandora İle evlendi. Gaia, Titan çocuklarını Uranos'a karşı intikam aracı olarak kullanmaya karar verdi. Büyük bir parça çakmaktaşı alarak onu kocaman keskin bir taş-orak haline getirdi. Daha sonra oğullarına giderek "Çok acımasız olduğu için babanızı cezalandırmanızı istiyorum. Benim ricalarıma, erkek kardeşlerinizin isteklerine karşın onları Tartaros ülkesine hapsetti" dedi.
  • Başlıca Tanrılar*
    * Birinci Kuşak
    Gaia: Yunan mitolojisinde İlk Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrıça, tüm yaşamı
    besleyen Toprak Ana.
    Uranos: Gaia'nın oğlu ve kocası; gökyüzünün hükümdarı.
    • İkinci Kuşak: Gaia ile Uranos'un çocukları.
    Yiiz-Kdhı Devler: Üçüzler; en iyi bilineni Briareus.
    Kykloplar: Üçüzler; tek gözlü demirciler; Zeus'un hizmetkârları.
    Titanlar. On üç kardeş; tanrılar onları yenmeden önce, çocuklarıyla birlikte evreni yöneten ölümsüzler ırkı.
    Kronos (Satürn): En küçük çocuk; Uranos'tan sonra gökyüzü tanrısı ve
    Titanların efendisi; ilk altı Yunan tanrısının, Zeus, Poseidon, Hades, Hera,
    Demeter ve Hestia'nın babası.
    Rhea (Kybele): Kronos'un kızkardeşi ve karısı; Gaia gibi Ulu Tannça veya
    Ana Tanrıça; Zeus, Poseidon, Hades, Hera, Demeter, Hestia'nın annesi.
    Helios: Daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde, yerini Apollon almadan
    Önceki güneş tanrısı.
    Selem: Daha sonraki Yunan ve Roma mitolojisinde, yerini Artemis almadan
    Önceki ay tanrıçası.
    Themİs: Apollon kehanet merkezini ele geçirene kadar Delphoi'de kehanet
    tanrıçası.
    Atlas: En güçlü Titan; Zeus tarafından sonsuza dek gökkubbeyi taşımaya
    mahkûm edildi,
    Pmmetheus: En yaratıcı ve akıllı Titan; çamurdan ölümlü insan yaratmıştır.
    Epimetheus: Prometheus'un erkek kardeşi; Pandora'nın (İlk ölümlü kadın)
    kocası. • Üçüncü Kuşak: Kronos ve Rhea'nın çocukları
    Zeus (Jüpiter, jove): En küçük, en akıllı, en güçlü çocuk; Kro-nos'tan sonra
    gökyüzünün hükümdarı; tanrıların yöneticisi, ölümlülerin dünyasındaki
    düzeni sağlar; yabancıları, konukları korur.
    Poseidon (Neptün): Zeus'un erkek kardeşi; denizler hükümdarı; depremin
    nedenidir.
    Hades (Plüton): Zeus'un erkek kardeşi; yeraltı dünyasının hükümdarı;
    ölülerin efendisi,
    Hera (]uno): Zeus'un kızkardeşi ve karısı; OIympos kraliçesi; evlilik ve
    doğum tanrıçası.
    Demeter (Ceres): Zeus'un kızkardeşi; Rhea île Gaia gibi Ulu Tannça ya da
    Ana Tanrıça, tohum tanrıçası.
    Hestia (Vesta): Zeus'un kızkardeşi; tanrıların en yumuşak yüreklisi, en çok
    sevileni; yuvaların bekçisi.
  • 78 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Prometheus Yunan mitolojisinde insanın yaratıcısıdır. İnsanlara tüm meziyetleri o öğretmiştir. Bu tragedyada Zeus’un karşısındaki durumu anlatılır.

    Diğer tragedya incelemelerimde olduğu gibi bunda da biraz konunun öncesinden bahsetmek doğru olur. Gelin kısaca Prometheus’a kadar Yunan Theogonisine (mitolojinin tanrılardan bahseden kısmı) bakalım. Yunan mitolojisinin Khaos ile başladığı söylenir:

    “Khaos karışık ve hiçbir şekil almamış olan uçsuz bucaksız boşluğu ve karanlığı ihtiva ediyordu. Khaos'dan geniş göğüslü her şeyin dayanağı olan Gaia(Yer) çıktı. Sonra sevginin temeli, bütün varlıkları, her şeyi birbirine doğru çeken, birleştiren, hayatı kuran, çoğalma sembolü olan Eros(Aşk) doğdu. Khaos'dan Erebos(Gece) doğdu. Onlar da birleşerek yerin üst tabakasının ışığı olan Aither ve yeryüzünün ışığı olan Hemera'yı doğurdular. Işık meydana geldikten sonra yaratılış durmadan devam etti. Khoas bunları doğururken Gaia da Ölmezlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli bulunan göğü Uranus'u doğurdu. Ona, yani göğe kendi büyüklüğünü verdi ki tamamıyla kendisini kaplasın, içine alsın. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u(Deniz) meydana getirdi.”

    Sonra Gaia ve Uranos birleşerek 12 Titan’ı doğurdu: Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetos, Kronos, Theia, Rhea, Mnemosyne, Phebe, Themis, Tethys.

    Uranos garip bir şekilde doğan çocuklarından korkuyor, doğduklarında yeraltına hapsediyordu. Karısı Gaia buna daha fazla dayanamadı ve kocasının yaptıklarının hesabını sormak için kanlı bir plan tasarladı. Gaia göğsünden parlak bir çelik çıkardı ve onunla bir tırpan yaptı. Bu tırpan Uranos’u biçecekti. Sadece Kronos plana uydu ve babasını biçti. Uranos öldükten sonra yeraltına itilen Titanlar yeryüzüne çıkarıldı ve onların saltanatı başlamış oldu. Başlarında Kronos vardı.

    Kronos kardeşi Rhea ile evlendi. Bu evlenmeden: Hestia, Demeter, Hera, Hades, Poseidon ve Zeus doğdu. Kadere bakın ki Kronos babasına yaptığı şeyin kendisine de olacağından korktuğu için çocuklarını doğar doğmaz yutuyordu. Rhea sadece Zeus’u kurtarabildi ve sakladı. Kader yine istediğini alacaktı. Zeus büyüdü ve Kronos’u tahtından indirdi ve kardeşlerini kurtardı. Bundan sonra tahtlarından olan Titanlarla Zeus arasında yıllar yılı sürecek korkunç bir savaş başlamıştı. Ama bu savaş kaba kuvvetle kazanılacak bir savaş değildi. Zeus’a savaşı kazanması için Prometheus akıl vermişti.

    Titan İapetos’un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios yıldırımlarla öldürüldü. Atlas’ın omuzlarına gökkubbe yüklenerek ayakta bekleme cezası verildi. Prometheus ve Epimetheus ise insanın yaradılışında önemli pay sahibi oldular.

    Prometheus kendi soyu Titanların yıkılması için Zeus’a akıl vermişti. Ama savaş bittikten sonra beklediği değeri görmeyince dedelerinin intikamını almak için insanı yarattı. İlk insanı Prometheus kendi gözyaşıyla balçığı karıştırarak yarattı. İnsan doğduğunda acınacak kadar acizdi. Kendini koruması için elinde bir şeyi yoktu. Elbise yerine yapraklardan giyiniyor, kanlı etleri yiyordu. Onlara acıyan Prometheus onlara ateşi ve diğer bütün sanatları öğretti:

    “Bir gün bir rezene sapı içinde
    Çaldım götürdüm insanlara ateşin tohumunu.”

    “Uzun sözü kısası şunu bilmiş ol:
    Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.”

    İnsanlar bunlara sahip olunca şımardılar ve Tanrılarla kafa tutmaya, onlarla kendilerini bir görmeye başladılar. Ama bu uzun sürmedi. Zeus kendisinden habersiz ateşi insanlara veren Prometheus’u çözülmez çelik bağlarla bir kayaya çaktırdı, insanlardan da ateşi geri aldı. Zeus’un öfkesi insana karşı dinmemişti ve kadınları yarattı. Pandora efsanesi de doğmuş oldu. Hülasa Prometheus Zeus’u tahtından indirme şansını yakalayamadı. Şimdilik bizi ilgilendiren mitlik kısımlar bu kadar.

    Zincire Vurulmuş Prometheus öyle bir tragedyadır ki baskıcı yönetimlerine karşı takınılan tavır, başkaldıran insan, kader, özgürlük-kölelik, kaba kuvvet-akıl kıyaslamaları gibi çeşitli konularda bize yorumlar sunar. Baştan beri anlattığımız hikayede başta olan zorba saltanatlar Zeus’a kadar hep kaba kuvvetle yıkılmıştı. Zeus da bunu denedi ama başaramadı. Sonuç olarak akıl danıştı ve Kronos’u devirdi. Ama her başa gelen gibi Zeus da kendi kanunlarını koymaya, herkesi kendi istediği gibi yönetmeye başladı. Akılla gelen yönetim yine baskıcı yönetime dönüşmüştü. Burada saltanat olanlar kaba kuvvetin Prometheus ise aklın simgesidir. Akıl kaba kuvvetten üstündür. Tragedyaya da bu yön kuvvetlice vurgulanır:

    “Günün birinde bir öfkedir sardı tanrıları,
    Birbirine girdi bütün ölümsüzler,
    Kimi der Kronos gitsin, Zeus otursun tahtına,
    Kimi Zeus’un hiç başa geçmesini istemez.
    Boşuna öğütler verdim o zaman hepsine:
    (…)
    Gücün hakkından güçle geliriz sandılar.
    Oysa bana anam, Themis ya da Gaia
    (…)
    Kaç kez öngörüşüyle söylemişti bana
    Nasıl kazanılır gelecek zamanlar,
    Güçlei zorla değil, akılla kazanılır demişti.”

    Gücü zorla ele geçirmek olanlar, kendilerini her şeye kadir sanırlar. Önüne çıkanların hepsini sindiririz düşüncesindedirler. Ama “iktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır…Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanamaz, susturulamaz, alt edilemez…” Bu bakımdan Prometheus tragedyası politik bir tragedyadır.

    Özgür düşünceye gem vurulamaz ise birilerinin başkaldırması lazım gelir. Prometheus bunun için insanları yaratmıştı. İnsan başkaldırmak için yaratılmıştı. “İnsan başkaldıran bir hayvandır” tezlerinin çıkması da bu yüzdendir. Ama insan her zaman olduğu gibi kendini bir şey sandı ve şımardı. Cezasını fazlasıyla da çekti. Akıllandı mı insan? Akılla her şeyin üstesinden gelinebilir ama insan o aklı hep başka şeye kullanır, kendi için kullanmayı akıl edemez. Bu yüzden acizdir. Sizce de öyle değil mi? Kendi işimize yarayacak şeyleri hep başkasının üzerinden akıl ederek kazanmaya çalışırız. Prometheus bizi hazıra iyi alıştırmış. Günümüz insanı nerede hazır orada nazır. Ama tabii bu insanın Prometheus tarafında yaratılış amacını değiştirmiyor. O yüzden gerçek insan mitoloji nazarında başkaldıran insandır.

    Normalde kitap hakkında bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ama daha önce okuduğum tragedyalara hep yazdığım için üstün körü olsa da bunu da boş geçmek istemedim. Bahsedilecek bir iki konu daha var ama daha oturaklı bir yazı okumak ümidiyle es geçiyorum. Bu gibi mitler dünya edebiyatının kaynaklarıdır. Okuduğumuz çoğu kitapta karşılaşırız. Bu yüzden bu tragedyaları okumak ayrı bir emek ve bilgi istiyor. Ben de az çok en önemlilerini okumuş sayılırım. Bu konuda danışmak isteyenlere kapım her zaman açık. Keyifli okumalar.

    “Başı dertte olmayana kolay gelir
    Dertliye akıl öğretmek, yanıldın demek,
    Ama ben biliyordum başıma gelecek olanı.
    Bile bile, isteye isteye suç işledim.
    Buna karşı söyleyecek bir sözüm yok.”