İnsanların gözü önünde yazmak, bir nevi kendini inkar etmek, kendini ikna etmek, kendine şekil ve form vermektir. Asıl yazdıklarımızsa saklı kalmaya mecburdur. Bir göz onu görüp ayırt etmeye, bir dil onu kelimeye döküp anlatının parçası kılmaya çalışsa sınır dışı edilir, taşlanır, dışlanır. Hem sonra derinlerden bir utanç filizlenir, insanın yüzü eğilir. Bu sebeple, insan ne zaman kamusal alanda boy gösterecek olsa makbul bir şekil ve forma ihtiyaç duyar. Bu ne samimiyetsizlik ne de sahteliktir. Bu bağ kurma ihtiyacını uygun kanallara kanalize etmeyi bilmek demektir. Bu satırların yazarı ise bu satırları yazarak kendiyle çelişmektedir.