...Ecevit, Türkiye'de özel bir sevgiye mazhar olmuş bir siyasetçiydi ve onu aşkla seven, ona sahiden "kurban olmaya" hazır insanlar vardı. Bu sevgi bir bakıma, Menderes'in gördüğü sevgiyle mukayese edilebilirdi. Hakkı teslim edilmemiş, çevresi ve şartlar tarafından engellenmiş, "temiz" ve duygusal adam imgesi her iki siyasetçi için ortak paydalardı.
DSP'ye hâkim olan lider kültü, Ecevit'in siyasal çizgisinden türeyen bir imaja dayanıyordu. "Bir lokma bir hırka" kanaatkârlığını yansıtan dervişane bir hayattan ve sadelikten güç alan bir sosyal kimlik ön plandaydı. DSP'lilik Ecevit'in kişisel özellikleriyle örtüşmekte ve Ülgen'in de belirttiği gibi "kendi halinde, kimseye karışmayan sessiz sakin insanları" anlatmaktaydı.
Kökleri ve geçmişi itibarıyla CHP, sol bir parti değildi ancak 1965'ten itibaren Ortanın Solu açılımıyla partiye sosyal demokrat bir kimlik kazandırılmaya çalışılmıştı.
...Ecevit, 12 Eylül Darbesi'ni hiçbir zaman kabullenmedi. Kimi zaman sessiz kalsa da Demirel gibi askerî rejimle uzlaşıyor görüntüsü vermedi. Kenan Evren, "Demirel gizli yaptı. Onun için zaten bir yerde demişimdir ki, o sinsi, saman altından yürütüyor. Fakat Ecevit açıktan yapıyordu," diyerek bunu doğrulamıştı.