"Büyük olayları yazmak da, bunlardan yakınmak da çok kolaydır... Yanıbaşımızda her gün nelerin olup bittiğini, günlük yaşamda insanların küçük cinayetlerle birbirlerini nasıl öldürdüklerini söylemek; önce bu yapılmalıdır ki, büyük cinayetlere nasıl yol açıldığı anlaşılabilsin... Büyük kıyımların temeli, bu günlük cinayetlerde aranmalıdır... İnsanın insanı sevgisizliklerle, türlü yaralamalarla öldürüşü; gerçek cinayetler, bunlardır..."
Bachmann böyle söylüyordu Malina’da. Ve Arendt, totalitarizm üzerine yazdığı eserlerinde, Nazi personellerinin uç örnek ya da patolojik vaka olmadıklarını, işlerinde güçlerinde, herkes gibi düzenli bir hayat süren insanlar olduklarını belirtiyor.
Fanatizme, şiddete, zalimliğe uzak değil kimse. Çoğulluğu, farklılığı, diyaloğu, tartışmayı yok eden tek tipleştirici her tutum, insanı başka dünyalara sağır ediyor. Gerçeği olgulara değil spekülasyonlara dayandırıyor.
Arendt’in düşüncesi sahiden de insanı “ahlaki sorumlulukla baş başa” bırakıyor.