Buradaki anlatının kaynağının, Erken Hanedanlar dönemi başlarında özellikle Güney Mezopotamya'mn alüvyonlarla kaplı düzlüklerinde kurulmuş kentleri etkileyen, Fırat ve Dicle taşkınları olduğu genel olarak kabul edilir. Arkeolojik kazılar, taşkınların tek dönemle sınırlı olmadığını, beşinci binyıldan ikinci binyıla kadar söz konusu nehir sularının yüksek olmayan yerleşmeleri etkilediğini ve buralara büyük zararlar verdiğini gösteren birçok izi belgelemiştir.