• Öncelikle şu husus göz önünde bulundurulmalı ki sonradan kimse üzülmesin: Kitap, başlangıç seviyesi için kesinlikle uygun değildir ve yanlış bir başlangıç olacaktır. Tavsiyem, kitabın kapsadığı konular hakkında 2-3 kitap veya eşdeğerinde yazı okumaktır. Gerek anlaşılır yazıları gerek de okuma listeleri ile şu site (https://evrimagaci.org) alanında en iyisidir. Ayrıca, şu da (https://www.evrimselantropoloji.org) Türkçe kaynak olarak uygundur.

    Kitabın ana mesajı, son zamanlarda bilim camiasında popülerleşen gen kökenli evrim anlayışının (ör. Richard Dawkins) eleştirisidir. Jablonka ve Lamb ikilisi, evrimin nasıl gerçekleştiğinin cevabına, genler haricinde, çevreyi ve başlıkta adı geçen diğer sistemlerin de katılmasının elzem olduğunu bildirmektedir.

    Kitap oldukça kapsamlı, örneklerle donatılmış(fakat hâlâ çalışmaların kesin sonuç için yetersiz olduğu kanısındalar) ve kaynakçasıyla göz doldurmaktadır.

    Yazının dili, açık konuşmak gerekirse, metodolojisi gereği biraz ağırdır fakat anlaşılır.
  • Bu kitap ile benim hikayem uzun bir geçmişe dayanır ama okumak bu yıla nasipmiş . Ateist insanların tanrısız hayal güçlerini merak ederken hep bana önerilen bir kitaptı dini inançları sorgulatıyor evet ama inançsızlık bu hala bana mantıklı gelmiyor...
  • Kelimeler bizim hizmetkarlarımızdırlar, efendilerimiz değil.
    Richard Dawkins
    Sayfa 20 - Kuzey
  • "Diğer hayvanların bize benzer yönleri farklı yönlerinden daha fazladır. Richard Dawkins'in söylediği gibi, onlar kuzenlerimizdir.
    "Ceset yiyorsunuz" diye ifade etmek, inkar edilemez olsa da abartılı bulunuyor. Ama işin doğrusu bu.
  • Sempatiyle baktığımız müdafaacı yaklaşımlar, eğer
    ateizme karşı bir atakla da desteklenirlerse, teistik yaklaşıma
    güç katılacağı kanaatindeyiz. Buradaki 'karşı atak' ifadesin-den kastımız, ateizmin, kötülük sorununun teizm tarafından
    açıklanamadığı veya kötülük olgusunun teizmle uyuşmadığı
    iddiasına karşılık; ateizmin de 'iyilik sorunu' ile karşı karşıya
    olduğunu ve ateizmin evrende gözlemlenen iyiliklerin varlığını açıklayamadığı, fakat teizmin bunu başarıyla - Tanrının
    iyiliği ve rahmetiyle- açıkladığını gündeme getirmektir. Canlılar aleminde birçok özgeci (altruist, diðerkam) davranış
    vardır :Birçok kuşun kendisinin olmayan yavruları beslemesinden, karıncaların ve arıların ayrıntılı bir şekilde belirlenmiş birçok fedakarlık içeren işbölümlerine kadar doğada özgeci
    davranışlar gözlemlenir. Cansız maddenin ve doğal seleksikyon gibi rekabeti ön plana çıkartan bir mekanizmanın , nasıl
    olur da 'iyilik' olarak niteleyebileceğimiz özgeci davranışları
    oluşturduğu, ateist-materyalist yaklaşım açısından önemli bir
    sorundur. William Hamilton'un 1960'lardaki çalışmalarının
    önemli bir rol oynadığı 'akraba seleksiyonu' (kin selection) gibi
    mekanizmalarla bu özgeci davranışlar açıklanmaya çalışılmıştır. Buna göre, özgeci davranışları gerçekleştiren canlılar,
    bunu, genlerinin devam ettirilme olasılığını arttırmak için
    yapmışlardır. Sonuçta 'zahiren iyilik' gibi gözüken davranışların, yaşam mücadelesinde 'gen havuzu' için bir avantaj olduğu, bu yüzden 'bencil' bir boyutunun bulunduğu açıklanmaya çalışılır. Nitekim, yaşayan en ünlü ateist olan Richard
    Dawkins'in ünlü kitabının adını 'Bencil Gen' (The Selfish
    Gene) yapan da bu fikri ispat etme arzusudur.
  • Seküler, yani din-dışı bir ahlak olur mu?

    Kanımca, evet, seküler ahlak olur. Dine inanmayan insanlar da ahlaki erdemler (sözgelimi dürüstlük, fedakarlık, tevazu, namus) gösterebilirler. Nitekim böyle pek çok insan vardır da... Fakat mesele bu noktada kapanmaz. Öncelikle şunu tespit etmek gerek: Seküler bir insan ahlaklı olabilir, ama öyle olmak zorunda da değildir. Eğer "ben sadece kendi çıkarımı düşünürüm, bunun için her şeyi yaparım" diye düşünürse, ona bunun yanlış olduğunu gösterecek bir "mutlak yol gösterici" yoktur. Dolayısıyla seküler bir insan için ahlaklı olmak, bir "tercih meselesi"dir. Oysa dinlere, özellikle ilahi dinlere göre insanlar ahlaklı olmak zorundadır. Bir dindar "ne gerek var ahlaka" diyemez; böyle bir düşünce dindarlığın tanımına aykırı olur. Dindarlığın kötü bir şey olduğunu düşünenler bu noktada söze "ama sahtekarlıklar yapan dindarlar var" diye girip, kendi deyimleriyle "hacı-hoca takımı"nın kınanası davranışlarına vurgu yapabilirler. Yapıyorlar da zaten. Ancak bu, dindarlığın ahlaksızlıkla çelişkili olduğu gerçeğini değiştirmez; sadece bazı insanların "sahte dindar" olduğunu gösterir. Bu ise bir sürpriz değildir; aksine Kuran'da da böyle insanlardan kınamayla söz edilir:
    "İşte (şu) namaz kılanların vay haline! Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar. Onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve 'ufacık bir yardımı (veya zekatı) da' engellemektedirler." (Maun Suresi, 4-7)

    Öte yandan "sahte dindar" olmayan, ancak tutkularına yenik düştüğü için dini ahlakın gereklerini yerine getiremeyen pek çok dindarın varlığını da belirtmek gerek. Bir de "seküler ahlak"ın iç mantığına bakalım... Dine inanmayan insanlar da ahlaki erdemler gösterebilir demiştim. Ancak bunu biraz açarsak, bu gibi insanların ahlaki kıstaslarının da aslında çoğu zaman din kaynaklı olduğu görülebilir: Bu kıstasları doğrudan dinden değil, dinin topluma sinmiş olan değerlerinden almaktadırlar. Sözgelimi hırsızlığın yanlış olduğu yaygın kabul gören bir ilkedir. Ama "neden yanlıştır" diye sorulur ve biraz eşilirse, bunda Tevrat'ın, İncil'in, Kuran'ın ve diğer kültürlerdeki dini geleneklerin izini bulmak zor olmayacaktır. Peki kendisini hem dinden hem de dinle yakından ilişkili olan toplumsal normlardan sıyıran seküler bir insan, nasıl "ahlak" inşa edebilir? Bu soruya verilen cevap genellikle "sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapmama" kıstasıdır. Örneğin koyu Darwinist ve ateist Richard Dawkins'e göre, insan çalmamalıdır, çünkü çalarsa, bu davranışı normalleştirmiş olacak ve sonuçta bu bir gün kendisine geri dönecek, başkası da onun malını çalacaktır. Dawkins, bu "faydacı" mantık üzerine, rasyonel bir toplumsal ahlakın kurulabileceği iddiasındadır. İyi ama bu durumda insanlar "ben çalmanın yanlış bir şey olduğunu savunayım, bu ahlakı toplumda yaygın kılayım, ama herkes saf saf buna uyarken kendim yolumu bulayım" diye düşünürse - ki dünyada ve ülkemizde böyle düşünenlerin sayısı giderek artmaktadır - bu da gayet rasyonel bir düşünce olmaz mı? Bu soru, Dawkins'in tezini çıkmaza sokmaktadır... Özetle, "seküler ahlak"a dair şu söylenebilir: Başta belirttiğim gibi seküler insanlar da gayet ahlaklı olabilirler. Ama sekülerizme dayalı ve gerçekçi bir ahlak teorisi pek mümkün gözükmemektedir.

    Alıntı.
  • "1500 yıldır kayıp olan bir kutsal kitap, 1773 yılında Habeşistan' da bir manastırda bulundu. Peki hem Hristiyanlar hem de Yahudiler neden bu kitabı ortadan kaldırmak istedi? Onları rahatsız eden ne vardı?"
    Enok, Hanok, Enoş, Enokyan gibi farklı adlarla bilinen bu kişi tarih öncesi zamanlarda, henüz kutsal kitaplar ve tek tanrılı dinler yokken Tevrat, İncil ve Kuran' da anlatılanları anlatmış. Bir nevi hepsinin asıl kaynağı Enok ve onun yazdığı kitap diyebiliriz. Hal böyle olunca bu kitaptan korkulması son derece normal diye düşünüyorum çünkü tüm bildiklerimizi ve inandıklarımızı sarsacak bi husus söz konusu. Arif Tekin, Turan Dursun, Erich Von Daniken, Richard Dawkins, Muazzez İlmiye Çığ okuduysanız zaten konuya az biraz hakimsiniz demektir. Bir de Enok' u okuyup parçaları birleştirin.