Bir tren istasyonundaymışım gibi ben karın kışın ortasında, hiç gelmeyecek bir seferi beklemişim üzerimde incecik kıyafetlerle, yeterince seversem mutlu son olur demişim hiçbir şey bilmeden. Sonra o tren gelmiş, ben binmemişim gibi.
Abimde böyle söylemişti. "Gül Karaca!" Nasıl güleyim abi? Nasıl gülerim? Sen gittin, göğsümün ortasında hiç yeri dolmayacak bir boşluk açtın da gittin... benim kahkahalarımı o boşluk yutar bundan sonra...
Derdi ki annem, "Ne kadar büyürsen büyü, bir yanın hep çocuk kalır senin." Büyüdüm büyümesine ama çocukluğum şuramda bir yerde kaldı.
Herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım. Bir de bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini... İnsanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini.