Şu maskot kıyafetleri aşırı iyi ya giy deli gibi oyna kim olduğunu kimse bilmeyecek Puhahahhaha
1000Kitap
Duygularımın en zirvesindeydim. Karanlık sokakları arşınlarken mutluluktan kahkaha atıyordum. Neşeliydim. Umutlarım vardı geleceğe dair. Karanlık ve ıssız sokaklar bile bana engel olamazdı. Arşınladım sokakları. Kahkahalarımı ezberlemişti yaşlı teyzeler. ‘Deli aşık’ bana böyle diyorlardı. Kimse seni tanımadan seni bulmuştu kalbimde. Yorgundum. Uyuyacak dermanım bile kalmamıştı biliyordum ama yine de kahkahalarımla peşinden koştum. Biliyor musun artık hiçbir sokak gülüşümü bilmiyor. Yorgunluk nedir yeni öğreniyorum. Artık yıldızlarla tanıştım. Göz yaşlarıma benzetiyorum onları. Deli aşık artık yorgun biri. Beklemek, çabalamak, arkandan koşmak onu değiştirdi. Düşüncesi de garip biliyor musun? Her şeyi feda edecek kadar çok severken artık aşka inanmayan biri oldum. Komik aslında ya da ironik mi demeliydim? Yaşamak kadar ironik geliyor artık. Bazen yok olmak istiyorum. Biliyorum ölümden sonrası da var ama ben bundan da çekiniyorum. Bir anda sonsuzluğa karışmak. Benliğimi kaybetmek istiyorum. Yürüyecek ayaklarım vardı. Onları da kaybettim. Hayal kuramıyorum. Yavaş yavaş isteğime kavuşuyor muyum yoksa? Emin değilim. Keşke bir anda puf diye yok olsam. Seni unutmaktan korkardım. Biliyorsun. Her şeyim sendin. Ama artık seni hatırlamak dahi istemiyorum. Yok olmak isteyecek kadar çok bunaldım. Yaşamak için haykırışlar atardım. Artık susarak çığlık atıyorum. Susmak bana yakışmıyor. Hayat dolu olan bana yakışmıyor. Baksana göz altlarım şişmiş, gülüşümü görmek için günlerce aynaya bakıyorum. Ben bu kadar bitmişken sen devam ediyorsun. Hiç sevilmemiş olmayı nereden bileceksin? Bilemezsin. Hep sevilen taraf oldun. Sevginin anlamını yitirmeye başladığını seni severken hissettim. Anlamsızlaştı gözümde. Beni neden sevmediğini hiç düşünmedim. Sevgiye layık olmadığımı biliyorum. Ama
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler `ölümcül oyunlar` (funny games, 1997/2007) bir aile tatil evine gelir ama kapılarını çalan iki gençle her şey tersine döner. seyirciyle dalga geçen, rahatsız edici ve ters köşe. `buried` – toprak altında (2010) bir adam tabutta uyanır. tüm film bu tabutta geçer ama finali nefes keser. `exam` – sınav (2009) bir şirkette işe girmek isteyen 8 kişi, çok ilginç bir sınava tabi tutulur. sonunda neyin sınavı olduğunu anladığında şaşırırsın. `the vanishing` (spoorloos, 1988 – hollanda) bir kadının gizemli şekilde kaybolmasıyla başlayan hikâye, finalde sert ve beklenmedik bir sona ulaşır. `the invitation `– davet (2015) bir adam eski karısının evindeki akşam yemeğine katılır. davet neden yapılmış? finalde her şey değişir. `perfect blue` (1997 – japonya, anime) bir pop yıldızı oyunculuğa geçerken gerçeklik ve kurgu birbirine karışır. psikolojik olarak beyin yakan bir film. `the autopsy of jane doe` – jane doe'nun otopsisi (2016) bir baba-oğul adli tıp uzmanı, genç bir kızın cesedini incelerken doğaüstü olaylarla karşılaşır. finali hem korkutur hem şaşırtır.
90'ların müziği: Eski şarkılardan neden vazgeçemiyoruz?
Türkiye’de 90’larda çıkış yapan sanatçıların konserlerinde hâlâ binlerce kişiyi biraraya getirmesi, 90’lar gecelerinde mekanların dolup taşması ya da bu şarkıların daha ilk saniyelerinden insanların hep bir ağızdan eşlik etmeye başlaması tesadüf değil. Tanıdık sesler, tanıdık ritimler, tanıdık sözler bir süreklilik duygusu yaratıyor. Kendimizi hikayemizin içinden düşmüş gibi hissettiğimiz anlarda, geçmiş bizi yeniden kendimize ilikliyor. 1986 doğumlu biri olarak 90’lar pop müziğine düşkünlüğüm sorgulanamaz. Her âşık olduğumda, her ayrılıkta, kalbim her kırıldığında, yaşadığım dönemle didişmeye başladığımda, anlaşılmadığımı hissettiğinde 90’ları açıp dinlemek çok iyi geliyor bana. Harun Kolçak’ın histerik şarkılarında kaybolmak; Levent Yüksel’in bence Türk pop tarihinin en müthiş albümlerinden biri olan Med Cezir’ini açıp açıp dinlemek; Emel Müftüoğlu’nun, Nazan Öncel'in çılgın şarkıları; sonra Yaşar, İzel-Çelik-Ercan Saatçi üçlüsü, Hakan Peker, Burak Kut, canımız Barış Manço, Sezen Aksu, Nilüfer, Tarkan ve daha sayamadığım onlarca sanatçı… "Beni bırakın, beni bırakın Beni bırakın bu caddelerde Beni bırakın, beni bırakın Yıkılan eski meyhanelerde" Bu müzikleri dinleyince epey regrese olduğumu da söylemeliyim. Bu sözcük “gerileme” anlamına gelse de son zamanlarda “regresyon” kelimesine başka gözle bakmaya başladım. Geçenlerde Margit Schreiner’ın Anneler. Babalar. Erkekler. Sınıf Savaşları kitabını okurken bu kelimenin psikolojiden önce jeolojiye ait bir anlam taşıdığını öğrendim: Denizin geri çekilmesi ve altında kalan anakaranın yeniden görünür hâle gelmesi. Psikolojide ise regresyon, gelişimsel ya da zihinsel olarak daha önceki bir evreye dönüş anlamına geliyor. Genellikle savunma mekanizması olarak ele alınıyor aslında. Ama jeolojik anlamı bana daha ilginç
Makale|Yazı
Çok aşığın var diyorlar..
youtu.be/eB_5g33KCEE?si=... Çok aşığın var diyorlar yalan de, yeter bana bir sevda sözü fısılda hazırım inanmaya gönül hırsızı diyorlar inkar et, yeter bana gözlerindeki cevaba korkuyorum bakmaya geceler uzun ve yalniz yoksun sabaha kadar düşümde bile gunahkarsin bunu kim hayra yorar ardımdan deli diyorlar belki de yalan degil yanımda bile uzaksin nasıl dayansin gönül çok ahlar aldı diyorlar inkar et, yeter bana gözlerindeki cevaba korkuyorum bakmaya...
Müzik
Şu Yalan Dünyaya Geldim Geleli
Şu yalan dünyaya geldim geleli Tas tas içtim ağuları, sağ iken Kahbe felek vermez benim muradım Viran oldum, mor sünbüllü bağ iken Aradılar, bir tenhada buldular Yaslandılar, şıvgalarım kırdılar Yaz bahar ayında bir od verdiler Yandım gittim, ala karlı dağ iken Farımaz da deli gönlüm farımaz Akar gözlerimin yaşı kurumaz Şimden geri benim hükmüm yürümez Azil oldum, güzellere bey iken Karac'oğlan der ki, bakın geline Ömrümün yarısı gitti talana Sual eylen bizden evvel gelene Kim var imiş, biz burada yoğ iken Şiir : Karacaoğlan
Şiir