“Güneş Ay'ı ne kadar sevdi bilir misin?”
“Bir zamanlar büyüleyici güzellikte olan bir Ay vardı. Çok parlaktı, sadece yıldızlar onu geceleri görebiliyordu. O dokunulmazdı, ulaşılmazdı. Yin'di o, geceydi, duygusaldı, karanlık ve soğuktu, dişildi o.
Bir de Güneş vardı. İhtişamlı, ışıl ışıl Yang'dı o, sıcaktı, gündüzdü; mantıklıydı, erildi o.
Bir gün göklerde onu gördü. Ay, tüm ihtişamı ile parlıyordu. Ve ona âşık oldu.
Ama ne âşk! Oysaki dünyaları ayrı, bir araya gelmeleri imkânsızdı. Onu sadece gün batımında ve gün doğumunda görebiliyordu. Onların kaderinde nefes alabilmek için ayrı kalmak vardı oysaki. Birleşmeleri imkânsız olsa da vazgeçmediler birbirlerinden.
Ay her sabah, Güneş doğabilsin diye batacak ve Güneş her gece gerçek aşkının nefes almasına izin vermek için ölecekti.”