“Bir insanı düşünen yürek..
Bunu öğreten gücün kitapların gücü olduğunu düşünüyorum..
Bu güç, birçok insanı cesaretlendirip ayakta tutuyor.”
Kitapların da yüreği olduğunu hiç düşündünüz mü?
Hadi, şöyle bir önümüzdeki kitaba bakalım ve bi' an için onun da yüreği olduğunu düşünelim.
Siz kenara öylesine attığınızda, kitaplığınızda aylarca yıllarca kapağını açmanızı beklediğinde, üstüne not aldığınızda, bir sayfasına zarar geldiğinde, örneğin yırttığınızda veyahut alıntılarını çizdiğimizde :) yüreğinin kanadığını, canının çok acıdığını, artık miadının dolduğu korkusuyla yitip gideceğini düşünüp kahrolduğunu düşünelim.
Komik geldi, değil mi? :)
Sosuke Natsukawa, 2020 yılında yazdığı bu eserinde “Kitapların yüreği vardır. Kitaplar oldukları yerde kaldığı sürece, yalnızca kağıt tomarından öteye geçmez.
Fakat insanların duygularını döktükleri, değer verdikleri kitaplar yürek barındırır.” diyerek kitapların da bir yüreğinin olduğunu anlatmış bize.
Ben de her zaman kitaplarıma bir canlıymış gibi davranmaktan geri durmam.
Çünkü çocukça gelse de her bir kitabın içerinde farklı farklı hayatlar ve bizimle tanışmak için can atan kahramanların olduğunu, heyecanla bizi beklediklerini düşünürüm :)
Bu yüzden çok özenli davranmaya dikkat ederim, çalışırım.
Dedesinin vefatından sonra Natsuki Kitapevi'ni bir süreliğine çalıştırmak durumunda kalan Rintaro Natsuki, bir gün kimsenin görmediği Tekir bir kediden yardım isteği alır.
Kitaplar değerini bilmediği ellerdedir ve bunu kurtarması gereken kişi de Rintaro'dur.
Önlerinde 4 labirent ve karşılarında zorlu insanlar vardır.
Tekir ve Rintaro'nun tüm tatlı mücadelesini, bir solukta okuyuveriyoruz
İlk kez Japon Edebiyatı okudum.
Dizi, filmlerden aşina oldugum için anime izler gibi bir çırpıda gözümde canlanarak bitiverdi..
Çok değerli