Kendi duygularını dinlemeyi bilenler ve hayat konusunda yeterince bilgi ve deneyim sahibi olanlar, reddedilme karşısında içlerinde yükselen öfkelerini çok kötüye yormazlar. Aşk kıvılcımının yanlış insanda harlandırı!maya çalışıldığını anlar ve belki bir iki denemeden sonra ısrarcılığı bırakırlar. Kaderlerine rıza gösterir, matemlerini hızla yaşayıp bitirirler. Lanet yağdırmaz, bela okumazlar; “Allah'ından bul, besbeter ol!” demezler. Ama bazıları kişilikleri nedeniyle incinmeye, incinmişliğe şiddetli tepki vermeye o kadar yatkındır ki, onların reddedilme karşısında hissettikleri öfke hızla nefrete dönüşüverir. Aile ve Aşk Üzerine Erol Göka
Günahım Mezopotamya kadar büyük Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbimin huzuruna götürülürsem bile, hiç şüphem yok ki, orada bunun yerine daha iyisini bulurum.” Kehf suresi İlyas amca o günü halâ ilk günki gibi hatırlıyordu Yakup dayı hiddetle baktı abisi poyrazın yüzüne poyraz define ile rüşvet ile elde ettiği define ile devleti hükümeti satın alıyor valiler kaymakamlar ile kuzu çeviriyordu öyle bir güçlenmiş ve iktidar sahibi olmuştuki yüz elli yıllık taş konak sahiplerini evinden çıkartıyordu neymiş efendim hırsızlık yapmış hazineyi soysa kimsenin ruhu duymuyor ruhu duyan biraz sükut payı ile kasırga poyrazla ortak oluyordu o gün ona bir tek ayten hanımın babası Yakup dayı ses çıkardı o da zindanlarda kaldı taş medreselerde yaşadı ve en son savura göç etti aynen abisi kasırga poyraza şu lafı deyiverdi ben sustum konuşamadım senin için kıyametin kopacağını sanıyorum Rabbim tüm kasırgaların poyrazların kökünü kesecektir inşAllah ben ise Rabbimin huzurunda şüphem yok ki tüm dünya servetlerinden daha iyisini bulurum diyerek savurda 84 yaşındaki rıza emminin evini kiraladı ve onun yanına girerek rızkını aramaya başladım İlyas amca yıllardır kasırga poyraza seyislik yapmış bunun pişmanlığını yaşıyor ve benim tövbem Mardinin ovasındaki taşlar kadar büyük olsa mezopotamya çölündeki kumlardan daha çoktur günahım diyordu tövbekar ilyas
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
neden video paylasamiyorum😔
Yaşanılmış acılar hüzünle def edilmez. Aksine onlara rıza göstermekle, Hamd etmekle, Sabretmekle, Kadere iman etmekle, Ve... "Allah dilediğini takdir etti." demekle def edilir. (İbni Kayyım el-Cevziyye)
Din İslam
Rivayet edilir ki, bir kul her zaman Allah'a yalvarır dururmuş. Bir gece şeytan ona vesvese vermiş ve şöyle demiş: "Yıllardır Allah'ı çağırıyorsun, ondan bir 'Buyur' (lebbeyk) bile duymadın, bırak artık çağırmayı." Kul üzülmüș ve gönlü kırık uyumuş. Rüyasında biri ona şöyle demiş: "Ey bu! Senin 'Ya Allah' demen, bizzat bizim sana 'Buyur' dememizdir. Eğer seni sevmeseydik, dilini zikrimizle konuşturur muyduk?"
Alıntı
TKP ve Erken Dönem Solun "İlerici Kemalizme" Biçtiği Rol Erken dönem Türkiye solunun (özellikle illegal TKP hattının ve Şefik Hüsnü ekolünün) en büyük zihinsel bariyeri, Kemalizm'i "feodalizme ve emperyalizme karşı burjuva demokratik devrimi" olarak görmesiydi. Bu kuramsal körlük, şu sonuçları doğurdu: Kürt İsyanları (1925 Şeyh Said, Ağrı, Dersim): Sol, bu isyanları feodalizmin, aşiretçiliğin ve İngiliz emperyalizminin gerici birer provokasyonu olarak kodladı. TKP’nin o dönemki yayın organlarında (örneğin Aydınlık dergisinde), isyanların bastırılması "feodalizmin tasfiyesi ve cumhuriyet ilericiliğinin zaferi" olarak alkışlandı. Ezilen halkın ulusal ve kültürel hakları, "mürtecilik" (gericilik) parantezine alınarak feda edildi. Mübadele ve Homojen Ulus İnşası 1923 mübadelesi döneminde meclisteki ve basındaki genel hava, ülkenin iktisadi ve toplumsal olarak homojenleştirilmesi üzerine kuruluydu. Dönemin ilerici/sol eğilimli aydınları dahi, gayrimüslimlerin gidişini "yerli ve milli bir burjuvazi ile işçi sınıfı yaratmanın ön koşulu" olarak gördü. Sınıf siyaseti yapması beklenen aktörler, ulus-devletin nüfus mühendisliğini "ilerici bir modernleşme hamlesi" olarak rasyonalize ettiler. 1942 Varlık Vergisi: "Sınıf Siyaseti" Maskeli Şovenizm Varlık Vergisi faciası yaşanırken, mecliste hiçbir "sol veya demokrat" mebus buna karşı çıkmadı. Aksine, dönemin kendisini solda, halkçılıkta konumlandıran figürleri (örneğin dönemin Başbakanı Şükrü Saracoğlu) bu vergiyi "piyasayı gayrimüslim spekülatörlerden temizlemek ve Türk esnafını/işçisini korumak" gibi sahte bir "halkçı" argümanla savundu. İktisadi milliyetçilik, solun "sermaye düşmanlığı" jargonuna tahvil edilerek gayrimüslimlerin mülksüzleştirilmesi meşrulaştırıldı. 6-7 Eylül 1955: "Milli Galeyan" Bahanesi 6-7 Eylül
1000Kitap