“Başkaları da aynı şeyi mi hisseder: Kendi dış görüntülerini tanıyamadıkları olur mu? Görüntülerinin onlara yamultulmuş, kaba saba bir sahne dekoru gibi geldiği olur mu? Başkalarının onları algılayışıyla kendi kendilerini algılamaları arasındaki uçurumu dehşetle fark ettikleri olur mu? İçeriden yaşananın yakınlıkla dışarıdan yaşananın, aynı şeye olan yakınlık diye nitelenemeyecek kadar birbirinden farklı olduğunu?”
“anımsa o kadını, o çılgın kadını bir gece
göğsünde uyudu aşkının sarhoşluğu ve nazıyla
…
yazık, ne kaldı o mucizevi geceden geriye
kuru o dal, öldü o bahçe”