Bu gece ömrümün bir sayfası kapanıyor, yarın bir yenisi açılıyordu. Bu arada uyumak da olası değildi. Bir sayfadan öbürüne geçildiğini yanan gözlerimle izlemeliydim!
Tutunabileceği tek nokta o anda bulunduğu noktaydı: şimdiki zaman. Geri kalanın tümü, şekilsiz bulutlardan, dipsiz, uçsuz bucaksız boşluklardan ibaretti. Bu hiçliğin, bu boşluğun eşiğinde sendeleyerek düşmek düşüncesi karşısında içim ürperdi!
O karanlık ikindi saatleri boyunca ruhum öylesine bunaldı ki! Kafam kargaşa içinde, bütün duygularım ayağa kalkmış, ama içimdeki bu savaş öyle koyu bir karanlık, öyle kör bir bilgisizlik içinde geçiyordu ki!.. Çünkü içimden hiç durmaksızın yükselen o soruya, “Neden acı çekiyorum?” sorusuna, hiç ama hiçbir karşılık bulamıyordum. Gelgelelim şimdi, aradaki şunca yılın ardından, bu yanıtı açıkça görebiliyorum.