“Bu bira bardağının nesi var? Ötekilerin aynı. Kesme bir bardak, kulplu, üzerinde mahmuzlu küçük bir arma var ve onunda üzerinde ‘Spatenbräu’ yazıyor.” Bunları ben de biliyorum. Ama başka bir şey olduğunu da biliyorum. Ufacık bir şey. Açıklayamıyorum onu. Hiç kimseye. İşte, yavaşça suyun dibine doğru, korkuya doğru kayıyorum.
“Doğrusu, vaktimi nasıl geçirdiğim uzun zamandan beri kimsenin umrunda değil. İnsan yalnız yaşayınca, anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor: İnandırıcılık da dostlarla birlikte ortadan kayboluyor. Olaylarda öyle. İnsanlar onlara da aldırmaz oluyor: Bir bakıyorsunuz konuşan insanlar beliriyor, bir bakıyorsunuz çekip gidiyorlar.”