İmam Gazali söylüyordu: “Ömrün bitmiş, fakat sen yalvarmış yakarmışsın, sana bir gün daha verilmiş; işte şimdi öyle bir günde bulunuyorsun, öyle bir günde ne yapacaksan, her gün aynı gayretle o işe sarıl, öyle çalış, öyle ibadet et, öyle yaşa.
Nasihatin belki kelama bile ihtiyacı yok. Müminin hali örnek teşkil ediyorsa, bundan daha güzel bir nasihat düşünülebilir mi? Öyle olduğu için boyuna bilenler susmuş, bilmeyenler konuşmuş, ahkam kesmiştir.
Müslüman, vaktini İslâm’ın hükümleri çerçevesinde değerlendirebilirse, Allah’la olan rabıtasını aklında tutarsa, küfrün menfurluklarınsan uzak kalacağı gibi, Allah’ın rızasını da istihsal etmiş olur.
Aslında, ilim denilen vakıanın mücerret gayesi, insanın kendi nefsini beğenmekten alıkoyması, artı, ilimde derinleştikçe, kendi hiçliğini, aczini daha derinden hissetmesine yol açmasıdır.